Haber Detayı
26 Temmuz 2018 - Perşembe 22:35
 
BENLİ SULTAN
XVI. yüzyılın büyük velilerinden, asıl adı Mehmed Muhyiddin olan Benli Sultan Hazretleri...
KÜLTÜR-SANAT Haberi
BENLİ SULTAN

 

 

XVI. yüzyılın büyük velilerinden, asıl adı Mehmed Muhyiddin olan Benli Sultan Hazretleri, Ilgaz dağlarının eteğindeki Ahlat (halk arasındaki adı Tekke Köyü) Köyü’ndeki muhteşem Külliye içindeki türbesinde yatmaktadır. Yanağındaki bene nispetle Benli Muhyiddin Efendi, Benli Sultan olarak tanınmıştır.

Doğduğu yer olarak Merkez Ahlat köyü kabul edilmekle beraber, Tosya veya Sivas taraflarından buraya geldiği de rivayetler arasındadır.

16. asır, Kastamonu’su hakikaten mânâ sultanlarının tahtı olmuştur. Anadolu’nun dört direğinden biri olan Şaban-ı Velî hazretleri de bu benli Sultanla muasırdı ve bu iki kutup devamlı görüşürlerdi.

1500’lü yılların başında doğan Benli Sultan, zirvesinde bir nebînin de yattığı rivayetleri olan Hâcet Tepesini gören Ahlat köyünde irşada başlamıştır. Fakat ünü ve irşadı bütün Kastamonu’yu ve Anadolu’yu içine alan geniş bir mana halkasını kaplamıştır. Kanunî döneminin meşhur vaizlerinden Muharrem Efendi gibi çok erlerin mürşidi olmuştur.

Halk arasında, zaviyenin inşası esnasında geyiklerin de kullanıldığına inanılır. Zaten kerametlerinden biri olarak vahşi hayvanlarla ünsiyet etmesi meşhurdur.

Asasını vurarak çıkardığına inanılan Külliye içindeki “Asa Suyu” birçok hastalığa şifa olarak bilinir. Hatta, köydeki şahitlerin de hatıralarından öğrenilebileceği gibi, temiz olmayan insanlar bu sudan içmek veya yıkanmak için istifade etmek istediklerinde suyun kesildiği anlatılmaktadır. Suyun bulunduğu yerde mütevazı bir hamam da mevcuttur.

Asa Suyu yakınında ve Külliyenin aşağısında bulunan büyük bir ağacın kovuğunda uzun süre inziva halinde yaşayan Benli Sultan hz. Suyu da bu esnada çıkarmış, diye bilinir. Bu ağaç yakın zamanlara kadar mevcuttu ve üzerinde ağacın zirvesine yakın bir kısma kadar da at izlerine benzer izler mevcuttu. Yine halkın inanışına göre Muhyiddin Efendi, atını bu ağaca sürmüş ve bu izler de bundan dolayı meydana gelmiştir.

Benli Sultan’nın zâviyesini bina etmekte de sıra dışı bir yol izlediği anlatılır. Sultan Hz. Hâcet Tepesi’ne çıkmış ve oradan attığı büyükçe bir taşın (ki kaya da dense uygun olur) düştüğü bu yeri seçmiştir. Gerçekten, harika manzarası ve muazzam manevî havasıyla bu rivayete hak verdirir bir mahiyettedir burası.

Muhyiddin Efendi’den Şakaik-i Nu’maniye adlı eserde şöyle bahsedilir:

Nâmus-u Ekber ve Tavûs-u Ahdar gibi mele-i A’lâda mekan bulur idi; erbâb-ı kulûb ve ashâb-ı mükâşefeden idi. Sırlara, hâfızalara ve gözlere vâkıf idi..” (Fâzıl Çiftçi-Kastamonu Tarihî Eserleri)

Benli Sultan Dergâhı bugün de memleketin hemen her tarafından feyiz arayan ziyaretçilerle dolup taşmaktadır. Külliye içinde başka büyük zevat da medfundur.

Kastamonunun son dönem âlimlerinden Ballıkzâde Ahmed Mâhir Efendi (1860-1925), Benli Sultan Hazretlerinin türbesini ziyaretlerinin birinde şu şiiri yazmıştır:

 

Bu dergâh-i muallâ kabe-i erbâb-i irfandır

Olanlar bende, elbet mazhar-i eltaf-ı sübhandır.

 

Asâ suyu firâvandır, âna yok gerçi söz ammâ

Ânı icra eden bu kutb-ı âlem Benli Sultan’dır

 

Bu âli zirve-i Ilgaz o Sultan-ı keremkârın

Ulüvv-i kadrini temsil eder güya ki Bürhandır.

 

Sakın etme tereddüt feyz-i imdadından ey zair

Büyük küçük âna halkı vilâyet cümle kurbandır.

 

Ümidi Mahirin bir lem’a-i feyz-i tecellidir.

Medethâhı olanlar şüphesiz şâyân-ı ihsandır.

 

Bir şiir de Sofuzâde Memed Tevfik Efendi’den:

Kutb-ı âlem Gavs-ı a’zam Hacı Bayram Veli
Dide-i devrân gösterdi yine bürhânını

 

Kuvve-i kudsiyyesiyle yandırıp rûşen çerağ
Eyledi bu yerden cârî feyzini erkânını

Benli Sultân Veli Dergâhı’na mihmân olup
Sürdü ol Sultân-ı aşkın şevk ile devrânını

 

İrtihâl etmişdi şeyhi işbu âli-dergahın
Geldik iclâs etmeye seccadeye derbânını


Hazret-i Müfti Efendi hâzır u müşkil kuşâ
Gösterip divan-ı tarikın münceli ahkâmını

 

Necli Bayrâmî-i Şeyh Ahmed Ziya el-ârifîn

Eyledi sırr-ı tarîkın münceli ahkâmını

 

Çıktı Nureddin Efendi ceddinin meydânına

Taç giydi Seyr edip ehl-i vela bayramını

 

Bezm-i Ehlu’llah’a gelmişti nice ihvan-ı din
Gördüler neymiş güruh-ı ehl-i Hak erkânını

 

Gonce-i gülzar-ı Sa’dedin behâ-i ehl-i dil
Halveti Ahmed Dede yandırdılar her yanını


Ser-te-ser ateş kesildi aşk ile Allah deyu

Şem’-i Hak yandırdı hep pervane-i hicrânını


Sormadan Nuri Efendi’den hesab-ı ma-sivâ
İstedi vermek bu bezm-i aşka nakd-i cânını

 

Eyledi Şeyhzade Hafız Bey gönülden ah (u) vah
Gaşy olup zikr-i Huda’dan kıldı ter dâmânını

 

İçti cam-ı aşkı Nureddin Ziyaeddin’den

Tuttu hep Nur’u Ziya bu dergâhın eyvaâını

 

Benli Sultan Hacı Bayram-ı Veli hazırdılar
Ben de gördüm anların feyz-i safa-efşânını

 

Söyledim bu ayn-ı cem’in Hak deyip tarihini
Görmedim layık Huda hakkı anın nisyânını

 

Gevher-i Tevfik-i Hak’tan bir Ziya tâbân olup
Gark-ı envar oldu alem anmadık ahzânın

 

Rabbimiz, bu zâtların cümlesinin makamlarını âlî eylesin ve bizi de şefaatlerinden nasiplenenlerden etsin.  Âmin!

Kaynak: (Haber Merkezi) - Kastamonu İlkhaber Editör: İrfan Salcı
Etiketler: BENLİ, SULTAN,
Yorumlar
Haber Yazılımı