Haber Detayı
09 Mayıs 2017 - Salı 19:07 Bu haber 1450 kez okundu
 
Kastamonu Kitap Fuarında Kastamonulu Yazar Ahmet KAHVECİ ile Söyleşimiz
Kastamonu Kitap Fuarında Kastamonulu Yazar Ahmet KAHVECİ ile Söyleşimiz
KÜLTÜR-SANAT Haberi
Kastamonu Kitap Fuarında Kastamonulu Yazar Ahmet KAHVECİ ile Söyleşimiz

 

Ahmet hocam merhabalar. Öncelikle okuyucular adına sizi tanımak isteriz. Ahmet KAHVECİ kimdir?
   

  - Tosya Büyük Sekiler köyü doğumluyum. İlkokul eğitimini köyünde, ortaokul  eğitimini  Kastamonu Göl Öğretmen Okulunda tamamladım. Sonrasında öğretmenliğe atandım ve öğretmenlik mesleğini icra ederken, yüksekokul eğitimini, Gazi Öğretmen Okulu Yüksek Eğitim bölümünde tamamladım. Sonrasında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde mastır eğitimini tamamlayarak yüksek lisans diploması aldım.
Hepimizin bildiği gibi köy çocuklarının kaderi ortaktır. Şayet bu okulu kazanamasa idim köyde muhtar olurdum, ya da bir yerde amele olurdum, öyle düşünüyorum. 


Kahveci için kitap nedir?
 

      -Benim için kitap yaşamak gibi bir şey. Çünkü insanoğlu yazılı yaşama geçtikten sonra yazmış, belgelemiş. Bunun sebebi ne, dersek; kendisinden sonra gelenler de o kültürü ve o zamanki yaşam biçimini öğrensin alsın ve üzerine yeni şeyler koysun diye belgelenmiş.


    İlk tabletin Sümerler de olduğu biliniyor, ancak Mısır tabletlerinin de bir o kadar eski olduğu biliniyor. Papirüs denen bitki üzerine yazılan Mısır yazıları, diyalog lif yazılar, daha sonra tarihlerine göre kategorize edildiği söyleniyor.  Biz ilk yazıyı Sümerler bulmuş desek de Sümerler’den öncesi de var; Sümerler yazıyı birden bire bulmadı. Sümerler yazıyı kuramlı hale getirdi, yani alfabetik bir sistem kurdukları için biz Sümerler buldu diyoruz. İnsan oğlunun öğrenme ihtiyacı doğuştan başlar ve yaşamı boyunca da artarak devam eder. Biz eğitimcilerin çocuklara kitap sevgisini yeterince kazandırdığımızı düşünmüyorum. Böyle düşünmemin nedeni, okuyan insan sayımız yani kitap okuyan insanımız maalesef az.  Bu nedenle ben burada kabahati biraz biz eğitimcilere yüklüyorum. Ben 15 yıl bilfiil ilkokul öğretmenliği, 3 yıl ortaokul öğretmenliği yaptım ve sonrasında ise ilköğretim müfettişliği yaparak emekli oldum. Ancak öğrenci iken, öğretmen iken ve müfettiş iken sürekli okudum, yazdım ve hep bir şeyler karaladım. Amacım bildiklerimi ve öğrendiklerimi benden sonraki kuşaklara aktarmak. Çünkü devlet beni köyümden aldı yatılı okullarda okuttu. Dönüp baktığımda bu memlekete ve bu memleketin çocuklarına borcum var dedim. Bu borç ne diyecek olursak, bana yapılan yatırımın bu ülke çocuklarına dönmesi idi. Kendimi bu şekilde baskıladım, dedim ki Kahveci, yazmalısın. Bildiklerin ve öğrendiklerin seninle toprak olmasın. Toprak olduğunda bir anlam taşımıyor, toprak üstünde anlamlı oluyor bu bilgiler. Yaklaşık 35 yıl önce yazma serüvenim başladı. Uzun yıllar çocuk kitapları, çocuk dergileri, ders ve kaynak kitapları yazdım. Yaklaşık 10 yıl kadar da yayıncılık yaptım. Tabi yayıncılık zor iş, yayıncılık yapıyorsan hem kendi gücün olmalı hem de arkanda duran bir güç olmalı. İyi kötü zamanlarımız oldu yayıncılıkta ama ben son derece mutlu ve huzurluyum.  Artık kitaplarımı daha çok yetişkinlere göre yazıyorum. Yazmayı sürdürüyorum ve sürdüreceğim de.


    Ben bir Kastamonu sevdalısıyım diyen Kahveci; Tosyalıyım ve Tosya benim için son derece önemli, ama Kastamonu için de her zaman ne yapabilirim diye düşündüm.  Yazar olarak hem ülkeme hem memleketime yararlı olabildiğim için çok huzurlu ve son derece mutluyum.


Ahmet KAHVECİ için Kastamonu ne demek ve Kastamonu denildiğinde KAHVECİ ne hissediyor?


        -Az önce söylediğim gibi önce benim ana toprağım. Kastamonu deyince ben; geçmiş büyüklerin Çanakkale’de şehit olmuş, Kurtuluş Savaşında gazi olmuş dedelerin torunuyum. Ben bunları da kitabımda yazdım. Kitabımda çok değişik kişilikler var ve bunlardan birisi benim dedem. Okurlar bunu ismimin değişik olmasına rağmen görecektir.  Sonra Kastamonu insanı son derece yurtseverdir, katıksız yurtseverdir. Neden mi? Biz Selçuklu ve Osmanlı’dan beri hiç işgal görmememize rağmen, 1.dünya savaşında Bursa ve Balıkesir’den sonra en çok şehit verdik, kurtuluş savaşında birinci derecede şehit verdik ve tüm savaşlarda nüfusuna göre en çok şehit veren iliz. Bu ataların torunu olmaktan çok büyük gurur duyuyorum ve torunlarıma ve torunlarımıza bu şuuru bırakmak istiyorum.

 

Peki bir gurbetçi yazar olarak gurbetçi olmak ne demek ve gurbetteki Kastamonulular ile sıladaki Kastamonulular arasına bir köprü olsa ne olmak isterdiniz? 


        -Bu sorunu için teşekkür ediyorum, çok güzel bir soru.
Atalarımız der ki; kapı arkası gurbettir. Biz karşı köye verdiğimiz kızlarımız için ağıt ve türkü yakan insanlarız. Ancak bu çağın önümüze koyduğu bir gerçek var; bu topraklarda karnımız doymuyor artık ve bunun için göçüyoruz. Her göç ve her otobüste sallanan el bana garip bir duygu verir. O el sallayan sanki hiç gelmeyecek, sanki sonsuzluğa gidiyor gibi garip bir duygu verir. Bu his ise bize tarihimizden geliyor. Bizim atalarımız askere gönderdiği yavrularını gelmeyecek diye kurbanlık koç gibi ellerine kına yakarak gönderirler. Gazi olup gelirse bayram ederler, şehit olursa yine bayram ederler. Bizim analarımız atalarımız kendilerini yerden yere atmazlar.


     Şu anda İstanbul’dayım ben. Aslında  Ankara’da idim, daha sonra İstanbul’a taşınmak zorunda kaldık. İki kızımın birini Ankara’da kaybettim ve beş dakika isimli romanımın ana karakteri o. Emekli için İstanbul’a gitmek demek intihar gibi bir şey, ama hayat kendi sürprizleri ve gerçekleri ile karşımıza çıkıyor. İster yazgı deyin, ister kader deyin ne derseniz deyin ben hayatın gerçeği diyorum. Bu gerçeğe katiyen müdahale edemezsiniz. 


      Daha bir iki sene önce  yapılan araştırma şöyle; İstanbul’a göç eden şehirlerin eğitim seviyesi araştırması sonucuna göre eğitim seviyesi en düşük 15 il içerisinde Kastamonu yok. Eğitim seviyesi yüksek olan 5 il içerisinde yer alıyor Kastamonu. Bunun için bu fuarı ben çok önemsiyorum. Fuar için arkadaşlarımı özendirdim,


    Ahmet KAHVECİ Kastamonu sevdalısı bir yazar. Peki biliyoruz ki bir Kültür evi projeniz var, bu projeniz ne durumda? 

 


       -Ben 25 yıldır Kastamonu Göl Öğretmen Okulu Vakfı kurucu başkanıyım. Biz Kastamonu’da bir Göl müzesi kuralım ve bu müze içerisinde kültürel etkinlikler de yapalım istedik ancak bunu başaramadık. Neden başaramadık derseniz; gelmiş geçmiş valiler ile görüştük, Belediye başkanları ile görüştük, Turan TOPÇUOĞLU başkan buna zamanında çok sıcak bakmıştı ancak bu seferde vilayetten onay çıkmadı. Vilayet olumlu baktı, Belediye olumlu bakmadı hâsılı kelam, şimdiye kadar olmadı ama bundan sonra da pes etmiş değiliz. Sayın Valimiz Yaşar KARADENİZ bu sene Kastamonu günlerinde bir söz verdi. Biz bu işi başaracağız inşallah.
Biz de Kastamonuilkhaber.com olarak bu işin takipçisi olacağımız sözünü verdik.


Ahmet Kahveci’nin elinde bir imkân olsa Kastamonu için ne yapar?

 

        -İmkânım olsa Kastamonu’ya öğrenciler için bir yurt açarım. Eğer daha da imkânım varsa bir iş atölyesi açarım. 5 kişilik, 10 kişilik, 50 kişilik, 100 kişilik. Ne kadar imkânım varsa o kadar. Yurt bana göre çok önemli. Öğrenci yavrularımız evlerde kalmak zorunda kalıyor. Bunun önüne geçip imkânı kadar küçük meblağlar ile kalabilecekleri bir yurt olur. 10 milyon param olsa hiç gözümü kırpmadan batsa bile bu iki şeyi Kastamonu’ya kazandırmak isterim.


Peki Okurlarımıza son sözleriniz ne olur, nasıl bir mesaj vermek istersiniz?


       -Ben zaten kitaplarımda sevgiyi işliyorum. İnsan sevgisi, hayvan sevgisi, yada her ne olursa sevgi. Tabi bunları yazarken ülke gerçeklerini de yazıyorum. Biz Mevlana hz. değiliz ama Mevlana hz.’nın misyonunu taşıyoruz. Ne olursan ol gel diyor. Bakın ne güzel bir felsefe bu.
Herkesin mutlu, huzurlu, sevgi dolu, Ulusal bütünlüğü koruyacak şekilde yaşamasını temenni ediyorum.

Kaynak: (Haber Merkezi) - Kastamonu İlkhaber Editör:
Etiketler: Kastamonu, Kitap, Fuarında, Kastamonulu, Yazar, Ahmet, KAHVECİ, ile, Söyleşimiz,
Yorumlar
Haber Yazılımı