CHP Kastamonu Ekonomi Politikaları il başkan Yardımcısı Özlem Eylem Kurt pandemi döneminde ekonomi ve eğitimde yaşanan dalgalanmaları anlattığı bir basın açıklaması yayınladı. Kurt açıklamasında "Erdoğan Hükümeti, hem kibir sarhoşu, hem de metal yorgunu… Ülkemiz iç içe geçmiş krizlerden oluşan büyük bir buhranın içinde savrulup duruyor. Ülke yönetilmiyor, patinaj yapıyor. Esnaf, çiftçi, emekçi, emekli, işveren... Bütün bir millet zarar halinde. Ama Saray’ın keyfi yerinde… Milletin feryatları saraydan duyulmuyor.

Bugün de yılbaşından bu yana doğalgaza üçüncü zam geldi. “Karadeniz’de doğalgaz bulundu” müjdesini verdiler o günden bu yana doğalgaz zamları otomatiğe bağlandı. Dolar kuru gevşiyor ona rağmen doğalgaza zam yağmuru devam ediyor. Milletimiz hayat pahalılığı ile işsizlik arasında inim inim inliyor. Milletin gelecek umudu gençlerimiz, ailelerin bin bir emekle okuttuğu çocuklarımız, 15-29 yaş arasında 5,5 milyon gencimiz, ne okulda okuyor, ne de bir işte çalışıyor. “Ev genci” olmuşlar analarının babalarının ellerine bakıyorlar. Ülkemiz eğitimde sürekli patinaj yapıyor. Bir nesli yitiriyoruz. Sayın Bakan bu iş çocuk oyuncağı mı? Maç oynanırken ikide birde kural değiştiriyorsunuz. Çocukların kafalarını karıştırıyorsunuz buna ne hakkınız var? Ben soruyorum, aileler kendilerini nasıl ayarlayacaklar çocuklarını okula bırakıp okuldan almak için? Öğretmenler, okullar ne yapacaklar? Peki okulların açılacağına göre hazırlık yapan, gerekli malzemeyi alan esnafın hali ne olacak? “Bugün öyle, yarın böyle” diyerek, tutarsız politikalarla eğitim sistemini de, ekonomiyi de yönetemezsiniz. Okulların açılışı için önce tarih verip, sonra neden erteliyorsunuz? Cumartesi, Pazar toplantı yapsaydınız. Çocukların, gençlerin hayatı, bu ülkenin bir nesli söz konusu… Ama siz; “Bir açtık, bir kapadık, bir öyle, bir böyle” deyip, sürekli patinaj yapıyor, ülkenin geleceğine takoz oluyorsunuz. Devlet böyle mi yönetilir? İşte bizim “Devlet krizi” dediğimizde tam da budur. Borç gırtlağı aşmış, faiz altında esnaflarımız inim inim inliyor. Esnaflarımız, “Bugün dükkân açsak, iki yıl borçları ödemeye çalışırız” diyorlar. Trabzon’da bir esnafımız kapısına, “Namuslu bir şekilde battık, devren satılık” diye ilan asıyor. Aynı esnaf devletten “bir lira destek almadığını” söylüyor. Birde ekliyor: “Hani her esnafımızın ardında, Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi olacaktı? Lebaleb batırdınız bizi…” Kayserili esnaf dükkânlarına afiş asıyor: “Nefes alamıyoruz, sesimizi duyan var mı?” diyor.  Çiftçi tarım aletini hurdaya satıp Ankara’ya gelmeye çalışıyor, yolunu kesip başkente sokmuyorlar. Tarım Bakanı, “Çiftçi rekor gelir elde ediyor.” diyebiliyor. İnsanlar, yokluktan, yoksulluktan canına kıyıyor. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmet Bakanı; “Türkiye’de yoksulluk bitti” diyebiliyor. Saray; “Açım” diye bağıran vatandaşı duymazdan gelirse, eve ekmek götüremeyen esnafa “abartıyorsun” deyip kafasına bir paket çay atarsa, çöpten, pazar artıklarından rızık toplayan aç yurttaşlarımızın fotoğraflarına mizansen, kurgu derse, Saray gazeteleri, “Marketten nasıl alışveriş yapılmaz” diye manşet atarsa, devletin televizyonu, “Çöpten yemek nasıl toplanır” diye program yaparsa, devletin ajansı, bu ülkenin esnafı inim inim inlerken, Japon esnaflarının dertlerini haber yaparsa…

Bu hükümetin, milletimizle irtibatı artık tamamen kopmuş demektir. Ama artık midenin gurultusu, Saray’ın gürültüsüne galip geliyor. Esnaflarımızın çığlığı, Sarayın “organize çığırtkanlığını” bastırıyor. Sokağın gerçekleri ile Sarayın söyledikleri arasındaki makas, her gün daha da açılıyor. Bugün 2020 yılının dördüncü çeyreğine ait büyüme rakamları yayınlandı. Bu rakamlara göre Türkiye yılın son ayında geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 5,9 büyümüş. 2020 yılının tamamında ise büyüme hızı yüzde 1,8 olmuş. Ama bu nasıl bir büyümeyse, milleti işinden ediyor. AK Parti hükümeti Türkiye’yi, önce “İş vermeyen büyüme” ile tanıştırmıştı. Şimdi de “Milleti işinden eden büyüme,,ile tanıştırdı. Kimsenin kuşkusu olmasın. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, borca yaslanarak büyüme modeline son vereceğiz. Büyümeye ihracatın katkısını artıracağız. İhracata dayalı büyüme, üretime dayalı büyüme olacak. İş ve istihdam yaratan bir büyüme stratejisi izleyeceğiz. Genç nüfusumuzu stratejik üstünlüğümüz olarak göreceğiz. Fakir yerinde sayarken, para babaları, faiz baronları daha da zenginleşmeyecek bizim dönemimizde. Çalışacağız, üreteceğiz, kazanacağız. Hep beraber zenginleşeceğiz. Milletimiz herkesin söylediğini duyuyor, kimin ne yaptığını da görüyor. Bunların notunu veriyor. Önüne gelecek ilk sandıkta, bu hükümeti evine göndermek için gün sayıyor." ifadelerine yer verdi.