Türk Veteriner Hekimleri Birliği Bölge İstişare Toplantısı İzmir’de gerçekleştirildi. Mesleki konuların görüşüldüğü ve sonbaharda düzenlenecek Tarım Şurası’na ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı toplantıya; Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ve yönetim kurulu üyeleri katıldı.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Bölge İstişare Toplantısı İzmir’de düzenlendi.  İzmir’de gerçekleştirilen bölge istişare toplantısına katılan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası toplantıda Kastamonu ve ülke hayvancılığı ile ilgili görüş ve önerileri sundu.  

Toplantıda hayvan Sağlığı, refahı, ıslah ve beslenmesi, uygulanan hayvancılık politikaları, ve 3. Tarım Şurası gibi sektörü yakından ilgilendiren çeşitli konular ele alındı. Yaklaşan Kurban dolayısıyla da hayvan hareketleri, hayvan hastalıkları, hayvanlardan insanlara bulaşan zoonotik hastalıklar, Veteriner Halk Sağlığı, gıda güvenliği, çevre sağlığı ve sahipsiz sokak hayvanları, sayıları hızla artarak kaliteyi ve istihdamı olumsuz olarak etkileyen Veteriner Fakülteleri gibi hususlar görüşüldü. Veteriner Hekimliğin sorunları ve çözüm önerileri konusunda ise Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi ve Oda Başkanlıklarının gerçekleştireceği faaliyetler ve yol haritası değerlendirildi.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve bağlı 56 Bölge ve İl Odası,  ülke hayvancılığının acilen ithalattan kurtarılmasına dikkat çekti.

“CANLI HAYVAN İTHAL EDİLİYOR ANCAK HİÇBİR DERDE DEVA OLMUYOR”

Canlı hayvan ithalatının ülke hayvancılığının sorunlarını çözmenin aksine sorunu daha da büyüttüğüne dikkat çekilen toplantı hakkında konuşan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı: “Hayvancılıkta mutlaka acil, kısa, orta ve uzun vadeli üretim planlamaları yapılmalı. İstikrarlı politikalar uygulanmalı. Kendi tüketeceklerini üretemeyenlerin başkalarının ürettiklerini, onların belirlediği fiyattan ve kaliteden tüketeceklerinin, pazar olmaktan kurtulamayacaklarının ve sonuçta bağımsız olamayacaklarının bir dünya kuralı olduğunu hatırlatıyoruz. Ülkemizde hayvancılığın tarımın içinde bir alt sektör olarak değerlendirilmesi gibi dünya gerçeklerine uymayan kronik bir yanlıştan kurtulması hayati derecede önemli. ‘Tarım için hayvancılık değil, hayvancılık için tarım’ yapan ülkeler hayvancılıkta söz sahibidir. Hayvancılıkta ekonomik kar sağlayan ülkelerde bitkisel üretim, hayvansal üretime göre planlanıyor. Artık bunu herkesin görmesi gerekiyor. 2018 yılında ithal edilen1 milyon 460 bin 786 baş sığır için 1 milyar 692 milyon 321 bin 256 Dolar, 55 bin 700 ton sığır eti için 260 milyon 107 bin 886 Dolar, yem hammaddesi olarak arpa, mısır, soya için 2 milyar dolar ödendi. 2019 yılının ilk 5 ayında da 258 bin 203 baş sığır ithalatı yapıldı. Ödenen döviz 270 milyon dolardan fazla. Yine 2019 yılının ilk 5 ayında 4,2 bin ton sığır eti ithalatı yapılmış ve 22 milyon dolardan fazla döviz ödendi. Yani canlı hayvan ithal ediliyor, ancak bu derde deva olmuyor bir de üzerine et ithal ediliyor. 2017 yılında 6,95 milyon ton, 2018 yılında 6,5 milyon ton yem hammaddesi ithalatı yapıldı. Bu ithalata 2017 yılında 1,94 milyar dolar, 2018 yılında 2,08 milyar dolar ödemiştir. 2019 un ilk 5 ayında yine 2,8 milyon ton yem hammaddesi ithal edilmiş, 866,5 milyon dolar ödendi” dedi. 

‘İTHAL EDİLEN HAYVANLARI YİNE İTHAL EDİLEN YEM İLE BESLENİYOR’

Kastamonu Veteriner Hekimler Odası olarak ülke hayvancılığında, ülkemize yakışmayan bu tablonun bir an önce son bulmasını arzuladıklarını ifade eden Maşalacı: “Hayvancılığın temel dinamiklerinden olan dişi hayvan kesiminin yasaklanmasını, 30 bin ton civarında et kaybına sebep olan erken kuzu kesiminin engellenmesini, erken buzağı ölümlerine kalıcı çözümler bulunulmasını, tabi tohumlamadan doğan buzağılara verilen desteğin kaldırılarak, buzağı desteğine suni tohumlama zorunluluğu getirilmesini, bölgelere uygun etçi ve kombine ırkların teşvik edilerek geliştirilmesini, optimal büyüklükteki işletmelerin sayılarının artırılmasını, meraların yeterli ve fonksiyonel hale getirilmesini, yeterli olmayan modern hayvan pazarları ile hijyenik mezbahaların yeterli sayıya ulaştırılmasını, destekleme stratejisinin geliştirilmesini, hayvan sayımının yapılmasını, etkin, kalıcı ve sürdürülebilir hayvan ıslahı ve sağlığı politikalarının oluşturulmasını son derece önemli buluyoruz. Ayrıca Kamuda istihdam edilen veya muayenehane açarak mesleğini icra eden klinisyen veteriner hekimlerin görev tanımları, özlük hakları, yetersiz istihdam, mesleki uygulamalarda karşılaşılan problemlerin çözüme kavuşturulmasını gerekli görüyoruz. Halen ülkemizde görülen zoonoz hastalıklar halk sağlığını ve hayvan sağlığını etkileyen hatta zaman zaman tehdit etmekte ve hayvan hastalıklarına karşı koruyucu hekimliğin önemine işaret etmektedir. Veteriner Halk Sağlığı ve çevre sağlığı için Tek Sağlık uygulamalarını vazgeçilmez olarak kabul ediyor. Aktif ve bütüncül uygulamalar ile Kurbanın hayvan hastalıkları konusunda toplumda endişe oluşturan bir konumdan çıkarılması gerektiğini önemli buluyoruz” diye konuştu.

“TARIM ŞURASI’NDA ÜLKEMİZ HAYVANCILIĞININ GELİŞMESİ İÇİN YER VERİLMESİNDE DESTEK OLMALARINI ARZU EDİYORUZ”

Türkiye’de stratejik yönetime ihtiyaç olduğunu kaydeden Maşalacı: “Gıdanın tehdit aracı olarak bir silah gibi kullanıldığı dünyamızda, hep beraber sağlıklı, haysiyetli ve onurlu bir yaşamın nasıl olacağını düşünmek zorundayız. Bu doğrultuda hem Halk Sağlığı hem de Hayvan sağlığındaki sorunların acilen ortadan kalkması için İlimiz siyasilerinden TBMM’de;  Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde bağımsız bir veteriner teşkilatının kurulmasını ve yapılacak Tarım Şurasın da ülkemiz hayvancılığının gelişmesi için yer verilmesinde destek olmalarını arzu ediyoruz. Ayrıca yaklaşan kurban bayramı dolayısıyla Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Olarak kurbanlık alınması sırasında, kurbanın kesimi esnasında, etlerin muhafazasında ve kurban atıklarının bertaraf edilmesinde, halk sağlığı açısından dikkat edilmesi gerekli husussuları paylaşmak istiyoruz. Kurban Bayramında, kesilen hayvan sayıları kesin rakam olarak bilinememekle birlikte, yaklaşık olarak 1 milyon büyükbaş ve 2 milyon 500 bin küçükbaş hayvanın nakli ve kesimi yapılmaktadır. Bu miktar, ülkemizde yıllık olarak kesilen hayvan miktarının yüzde 25-30 una tekabül etmektedir. Bu kadar sayıda hayvanın kısa sürede nakledilmesi ve kesilmesi, gerekli tedbirler alınmadığı ve gerekli alt yapı oluşturulmadığı takdirde, insan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre ile ilgili önemli sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu konuda, kurban kesenlere de önemli görevler düşmektedir. İnsanlarda görülen hastalıkların yüzde 61’i hayvan kökenlidir. Bunun yanında, insan sağlığı açısından gıdaların ortaya koyduğu riskin de yüzde 90’ı hayvansal kökenli gıdalardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, hayvan ve hayvansal ürünlerden gelebilecek bu tehlikelerin azaltılması veya ortadan kaldırılması açısından, kesilen hayvanın sağlıklı olması ve veteriner hekim muayenesi önemlidir. Veteriner hekim kontrolü dışında yetiştirilen, sevki yapılan, satışa sunulan ve kesilen hayvanlar, bulaşıcı ve salgın hayvan hastalıklarının yayılma riskini arttırmakta ve bu hayvanlardan elde edilen etler insan sağlığı açısından önemli riskler oluşturmaktadır” şeklinde konuştu.

“KURBANLIKLAR KAYITLI İŞLETMELERDEN ALINMALI”

Başkan Maşalacı son olarak kurbanlık alıp, kendileri kesecek kişilerin dikkat etmesi gerekli hususlar hakkında yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Kurbanlık hayvanlar, hayvan pazarları, hayvan borsaları veya Kurban Hizmetleri Komisyonu’nca belirlenen kurbanlık satış yerlerinden veya doğrudan hayvancılık işletmesinden alınmalıdır. Buraların dışındaki yerlerden kurban alınmamalıdır. Hayvanın, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında kayıtlı olduğunu gösteren, kulak küpelerinin olmasına, veteriner hekim tarafından muayene edilerek sevk edildiğini gösteren, veteriner sağlık raporu ve hayvanların pasaportlarının olmasına, küçükbaş hayvanlarda; kulak küpelerinin ve veteriner sağlık raporunun olmasına dikkat etmeliyiz.”