09.06.2021, 16:53

İSLAM, BİLİM VE TEKNİK (2): İSLAM’DA BİLİM VE TEKNİK MOTİVASYONU

İslam'ın yayılması ile beraber araştırmaların, öğrenmenin ve öğretmenin teşvik edilmesi, tarihte çok kısa sayılacak bir süre içinde bilim faaliyetlerinin gelişmesine yol açmıştır. Bu faaliyetler ve teşvikler daha Medine döneminde bile, Müslümanların ele geçirdikleri savaş esirlerini kendi çocuklarına okuma-yazma öğretmelerine karşılık serbest bırakması gibi, dikkat çekici boyutlara ulaşmıştı. Bu dönemde, Müslümanlar öğrenmeyi ve öğretmeyi başlıca insanlık görevi ve bir nevi ibadet olarak algılamaktaydılar.

İslam medeniyetinin ilk döneminden itibaren Müslümanlar, bu özgüven ve motivasyonla kendilerini ve içinde yaşadıkları çevreyi ve kâinatı anlamaya yönelik araştırmalar yapmışlardır. Matematik, felsefe, mantık, fizik, kimya, sağlık, astronomi, botanik gibi bilimlerle uğraşmalarının temelindeki motivasyon da budur. İslam'da bilime, öğrenmeye ve düşünmeye verilen önem, aslında her dönemde insana verilen önemin bir göstergesi olmuştur. Müslümanlar da, bilim ve sanatta en parlak dönemlerini yaşadıkları M. 7-18. yüzyılları arasında yaptıkları bilimsel çalışmalarla ve yazmış oldukları bilimsel eserlerle, mimariden, yazılı ve görsel sanatlara kadar birçok eser ortaya koymuşlar, Avrupa'da, Hıristiyan ve Yahudilere içinde yaşadıkları dünya hayatında nasıl düşünülmesi ve yaşanması gerektiğini öğretmişlerdir.

İslam’ın erken döneminde, Müslümanlar, manevî uyanış havasına ve zaferlerden doğan güvenlerine paralel olarak güçlü bir bilgi susamışlığıyla doluydular. Sonraki dönemlerde de Emevi, Abbasi, Selçuk ve Osmanlı hanedanları ve diğer devlet adamları ilmi araştırmaları birçok yönden teşvik edip desteklemişlerdir. Bu bilgileri, kendi dinî ve kültürel değerleriyle yoğurarak yepyeni bir şekle ve içeriğe kavuşturmuşlardır. Daha Hicri 1. ve Miladi 7. (1./7.) yüzyılda camilerde umuma açık ders faaliyeti başlatılmıştı. 2./8. yüzyılda önemli filologlar, edebiyatçılar ve tarihçiler büyük camilerde kendi eğitim kürsülerine (usṭuvāne) [sütun] sahiptiler. Bu camilerde eğitim-öğretimde derslerin ve tartışmaların nasıl olduğuna ilişkin bize ulaşan haberler yüksek bir akademik stile tanıklık etmektedirler. Bu büyük camiler, 5./11. yüzyılda devlet üniversiteleri kurulana kadar kendiliklerinden ilk üniversitelere dönüştüler.1 Dünyanın ilk üniversitesi de 3./9. Yüzyılda, Fas’ta Müslüman bir kadın olan Fatima el-Fihri tarafından kurulmuştur.1,5

İslamiyet’in ilk dönemlerinde, bu tür bir kavramsal dönüşüm ve buna paralel olarak gelişen öğrenme kampanyası, bilimsel gelişme yönünde, yüz yıl gibi kısa bir zaman süresi içinde ürünlerini vermiştir. Daha Emevîler zamanında bile, Emevî prenslerinden Hâlid bin Yezid (665-704), İmam Ca‘fer-i Sâdık (700-765), Horasan'lı Caâbir bin Hayyân (y. 721-805), Zunnûn-i Mısrî (öl. 860), Raâzî (860-925), İbni Sînâ (980-1037) ve Mecritî'nin (?-1007) modern kimyanın temeli sayılabilecek deneysel çalışmalar yaptığını görüyoruz. Daha sonra fizikte Kindî (y. 796-872) ve yine fizikte optik alanındaki araştırmaları ile bilinen İbni Heysem (y. 965-1051); Matematikte Harezmî (y 780-850) ve Sâbit bin Kurrâ (y. 834-901); Doğa ve Felsefe bilimlerinde Farabi (879-950); zoolojide Câhiz (y. 776-869); Mühendislikte ilk robotu icat eden ve 60’tan fazla makine geliştiren Cezeri (1153-1233); astronomide İbni Heysem (y. 965-1051), Beyrûnî (y 973-1051), Zerkalî (1029-1087) ve İbni Şâtır (öl. 1375); tıpta Râzî (y. 864-925) ve İbni Sînâ (y. 980-1037); ve tıp, fizik ve felsefede İbni Rüşd (1126-1198); tarih, sosyoloji ve iktisatta İbn-i Haldun (1332-1406) ve Seyahatnamenin yazarı İbn-i Battuta (1304-1368) gibi Müslüman bilginleri bu dönemin önde gelen isimleri arasında sayabiliriz.1,6

İspanya’da, Endülüs (“Müslüman İspanyası”) olarak adlandırılan 776 (716-1492 arsında) yıl süren İslâm hâkimiyetinin mümessili ilim, kültür ve sanat eserleri, bugün İslâm ilim, kültür ve sanatı için olduğu kadar tüm dünya için de büyük önem taşırlar. Endülüs İslam dünyasındaki bilimsel gelişmeler, İslam medeniyetine yeni bir hamle, yeni bir dinamizm kazandırmıştır. Günümüze gelebilen pek az sayıdaki örneğine rağmen Endülüs’ten geriye kalan ilmi, kültürel ve mimari eserlerinden olan bazı plastik sanat eserleri ve çeşitli sanat alanlarına ait küçük boyutlu, fakat büyük hünerle meydana getirilmiş olan eşsiz nitelikteki eserler, Endülüs’ün üstün ilim, kültür ve düşünce hayatındaki erişilmez güzelliğini ve görkemini sergiler7.

“Bu dönemde (Endülüs İslam Dünyasında) Tıpta, eczacılıkta, astronomide, fizik ve matematikte dünya çapında bilginler yetişti. Bu ilmî ortamda fikir hayatı da çok gelişti. Bunlar arasında büyük fikir adamları ve filozoflar yetişti. İbn Tufeyl (Abentofol, 1106-1186), İbn Bâcce (Avenpace, Avempace, 1160?-1138), İbn Rüşd (Averroes, 1126-1198) ve İbn Meymûn bu mütefekkirlerin en büyükleri ve en meşhurlarındandır. Endülüs tefekkürü, Doğu’daki Müslüman düşünürlerin bir taklidi ve tekrarı olmaktan kurtulmuş, özgünlüğü olan bir düşüncedir. Endülüslü Müslüman mütefekkirler, özgünlükleri ile İslam tefekkürüne ve medeniyetine hamle kazandırmışlardır. Endülüs tefekkürü, çok yönlü ve derinliğine bir tefekkür olup, Batı’ya da tesirleri o derece derin olmuş ki âdeta Batı medeniyetinin kaynağını teşkil etmiştir.”(S. H. Bolay)8

Ne var ki, Müslümanlar 12. yüzyıldan sonra, Haçlı Seferleri, Moğol istilaları gibi yıkıcı dış etkenlerin yanında sosyal, kültürel, iktisadi ve hukuki nedenlerden dolayı bilim konusundaki motivasyonlarını o dönemde bir ölçüde kaybetmişlerdir ve bunun sonucu olarak da, daha sonraki yüzyıllarda, bilim ve sanat alanlarındaki çalışmalar bu gelişmelerden olumsuz etkilenmiştir.

13. Yüzyılın sonlarına doğru kurulan Osmanlı Devleti döneminde de ilmî manada önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bu gelişmenin en önemli nedeni ve motivasyon kaynağı İslam dini ve Osmanlıların dini yorumu olmuştur. Anadolu’da, Anadolu Selçuklular devrinden kalma birtakım kurum ve geleneklerin var olması ve özellikle Devleti kurucusu Osman Gazi ve oğlu Orhan Gazi dönemlerinde İslam ülkelerinin çeşitli bölgelerinden birçok âlimin Anadolu’ya davet edilmiş olması ve bu yolda ciddi çalışmalar yapılarak Selçuklu Devletinden gelen geleneğin devam ettirilmesi Osmanlı devleti dönemindeki bilimsel gelişmeler için bir diğer ilham ve motivasyon kaynağı olmuştur. Osmanlı devletinde ilk medrese olan İznik medresesinin açıldığı Miladi 1330 tarihi, ciddi ve anlamlı bilimsel çalışmaların başladığı tarih olarak ifade edilebilir.9 Bu gelişmelerin neticesinde “Anadolu’ya gelen âlimler naklî ilimlerin yanı sıra aklî ilimlerin de gelişmesine yardımcı olmuşlardır. Bunların yanı sıra Osmanlı Devleti, bölgede üstün siyasi ve ekonomik bir güç haline gelmeye başladığında bunun ilim, düşünce ve kültür ayağını ihmal etmemiş ve ikisi arasındaki dengeyi önemsemiştir.”10

15. yüzyıl ise, II. Murad ve Fatih Sultan Mehmet dönemleri, Osmanlı bilim ve kültür tarihi açısından atılım dönemleri niteliğindedir. Buna karşılık 16. yüzyıl ise devletin en geniş sınırlara ulaştığı bir yüzyıl olmuştur. Buna bağlı olarak yönetim yapısı ve sosyal yapı, bilim ve sanat açısından tam anlamıyla doruğa ulaşılmıştır. 9

17. ve 18. yüzyıl ise Osmanlı Devletinin bilimsel yönden batıyla arasının iyice açıldığı ve siyasi bakımdan gerilemeye başladığı bir dönemdir. Bu yüzyılın en önemli başarısı geç de olsa matbaanın kurulması olmuştur. 18. ve 19. yüzyıldan sonra Osmanlılar yenileşme hareketleriyle birlikte Batı’daki bilimsel çalışmaları takip etmişler ve bu çalışmaları Osmanlı Türkiye’sine ulaştırmaya çalışmışlardır.10

Osmanlı döneminde yetişmiş bazı önemli bilim insanları da şunlardır: Denizcilik ve harita alanında Piri Reis (1465/1470-1554); mimaride Mimar Sinan (1489-1588) ve Sedefkâr Mehmet Ağa (?-1618); tarih, coğrafya ve biyografide Kâtip Çelebi (1609-1657); havacılık ve fizik alanında Hezarfen Ahmed Çelebi (1609-1640); gezi ve seyahat alanında Evliya Çelebi (1611-1682);matematik alanında Acluni (1676-1749); tarih alanında Ahmed-i Hani (1650-1707), sosyoloji ve astronomide Erzurumlu İbrahim Hakkı Bey (1703-1780); tıp alnında Mustafa Behçet Efendi (1774-1834) ve Hekim İsmail Paşa (1807-1880); arkeoloji alnında Osman Hamdi Bey (1842-1910).11

 Sonuç

İslam dünyasında, din veya dinlere karşı mesafeli duran bazı art niyetli veya önyargılı insanlar, tahrif edilmiş Hıristiyanlık ile bilim arasında ortaya çıkan çatışmayı, İslam ile bilim arasında da varmış gibi göstermeye çalışmışlardır. Bu çatışma vehmi, gerçeklerden uzak kalan bazı insanları dünya saadetinden, bazılarını da ahiret saadetinden mahrum etmiştir. Yukarıda ifade edilen ve kaynağı Kur’an ve Sünnet olan bilgilerden ve Müslümanların bilim ve teknik alanlarına verdiği katkılardan anlaşılan, İslam dininin bilimle çatışmasının söz konusu olmadığı, bilakis bilimsel araştırmaları teşvik ettiği gerçeğidir. İslam'ın bilimle çatıştığı vehmi üzerine kurulu anlayış ideolojik bir anlayıştır ve asırlardır İslami bir kültüre sahip olan bu toplum bu yanlış anlayışlar yüzünden dinden koparılmaya çalışılmıştır. Toplumlarda görülen ahlaki çöküşten, silahlı terörden, hırsızlık ve yolsuzluk neticesinde devleti talan etmekten kurtulmanın, insanı ailesine, topluma ve devletine faydalı bir birey haline getirmenin tek çıkar yolu ancak bilimin din ile ve dinin bilim ile birlikte eğitime girmesiyle mümkün olacaktır.

İnsanın kendini bilmesi ancak Allah'ı bilmesiyle mümkündür. Bunu insana sağlayacak olan da İslam dininin akla dayanan esaslarıdır. Bu da ancak fen, teknik, sosyal ve beşeri ilimlerinin yanında din ilimlerinin de öğretilmesiyle sağlanabilir. Bediüzzaman Said Nursî’nin ifadeleriyle; “"Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla (kaynaşmasıyla, uyumuyla) hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder (kanatlanır). İftirak ettikleri (dağıldıkları, ayrıldıkları) vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder (ortaya çıkar)."12, “Demek, insan bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek (kemale erişmek) için gelmiştir. Mahiyet ve istidat (yetenek) itibarıyla her şey ilme bağlıdır...”13 ve “Allah tarafından isimlerin talimiyle kendisine hadsiz "ulum ve fünun" öğretilmiştir14 ve bu ilmi kullanmak ve sanayii geliştirmek için bir yol göstericiye ihtiyaç duyar. Peygamberler insanlığa manevi sahada rehberlik yaptıkları gibi, maddi terakkide de insanlara birer "üstad ve ustabaşı" olmuşlardır.”15

KAYNAKLAR

1. Sezgin, F., İslam’da Bilim ve Teknik, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Yayınları, 2008, Cilt 1.

2. https://sorularlaislamiyet.com/islamiyet-ile-bilim-birbirlerine-mani-midir-celisir-mi

3. Yerinde, A., Kur’ân-ı Kerim’e Göre Bilimsel Düşüncenin Temelleri, Ağrı İslâmi İlimler Dergisi (AGİİD), 2018 (2), 17-28. 

4. Hamidullah, M., İslam Peygamberi, çev. M. Said Mutlu,  İrfan Yayınevi, İstanbul 1966, s. 141.

5. https://www.fikriyat.com/tarih/2018/07/30/ezber-bozan-musluman-kadin-fatima-el-fihri?fbclid=iwar08f74zt7skqlefqfadhmcp3hfjfbn5uoip_ntfgym6fcfz-07pqf8nrk8

6. Kocabaş, Ş., İslam ve Bilim, Divan Dergisi, 1996 (1), 67-83

7. https://islamansiklopedisi.org.tr/endulus#2-sanat

8. Şeyban, L., Endülüs, Albaraka Türk katılım A.ş. Yayınları, S.: 212, 2014, İstanbul.

9. Unat, Y., Osmanlılarda Fen Bilimleri Ve Teknoloji, https://www.academia.edu/35670560/Osmanl%C4%B1larda_Fen_Bilimleri_ve_Teknoloji

10. Şanal, M., “Kuruluş Dönemi Osmanlı Bilim Politikasının Teşekkülü ve Gelişmesinde Rol Oynayan Etmenler”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (2000),S. 9, s. 314-323.

11. http://osmanli.site/osmanli-devleti/bilim-teknoloji-ilim-ve-teknik/osmanli-turk-musluman-bilim-adamlari-listesi/

12. http://m.sorularlarisale.com/index.php?oku=20521 (Risale-i Nur Külliyatı; Münazarat, Sualler ve Cevaplar).

13. https://sorularlarisale.com/demek-insan-bu-aleme-ilim-ve-dua-vasitasiyla-tekemmul-etmek-icin-gelmistir-mahiyet-ve-istidat 

14. Nursi, S., Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, s. 219.

15. Nursi, S., Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, s. 237.

Prof. Dr. Zekeriya YERLİKAYA

Kastamonu Üniversitesi 

Yorumlar (0)
24
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
TV366 yayınlarını nasıl buluyorsunuz?
TV366 yayınlarını nasıl buluyorsunuz?
Namaz Vakti 13 Haziran 2021
İmsak 03:02
Güneş 05:04
Öğle 12:50
İkindi 16:50
Akşam 20:26
Yatsı 22:18
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30

Gelişmelerden Haberdar Olun

@