info @ kastamonuilkhaber.com

 

İnsanlık tarihinin başlangıcından bu yana, insanoğlu gerek hayatını devam ettirme gerekse sahip olduğu aklî, mantıkî ve manevi özelliklerin de etkisiyle yakın çevresini, doğayı ve kâinatı anlamaya yönelik sürekli bir çaba ve gayret içerisinde olmuştur. İlk bilimsel araştırmalar ve ilk teknolojik uygulamalar, insanın yeryüzündeki varlığı ile beraber, aslında gözleme dayalı olarak başlamıştır. On dokuzuncu yüzyıla kadar olan sürede, bilgi birikimin bir sonucu olarak; eski Yunan ve Roma dönemlerinde, Hindistan’da, Çin’de ve İslam dünyasında ortaya çıkan askeri, tıp, astroloji ve mühendislik alanlarındaki uygulamalar hiçte küçümsenmeyecek ölçüde olmuştur.

 

On dokuzuncu yüzyıldan itibaren, yeryüzündeki birçok enerji kaynağının keşfine bağlı olarak temel alanlardaki bilimsel araştırmalar bir ivme kazanmıştır. Bu gelişmeler, bilimsel bilgilerin uygulama alanı anlamına gelen teknolojinin de çok hızlı bir şekilde gelişmesine sebep olmuştur. Bilim ve teknolojinin ilk örneklerinin-uygulamalarının askeri alanda görülmesine rağmen, günümüzdeki bilimsel keşifler ve teknolojik uygulamalar ise aslında çok daha farklı alanlarda insanlığa hizmet etmektedir. Tıp alanından elektroniğe, bilgisayara, ziraata ve kimya sanayisine kadar yapılan bütün araştırmaların amacı, insanların refahını arttırarak hayatı kolaylaştırmaya yönelik olmuştur.

 

Bilimsel ve teknolojik gelişmeler, insanların yaşam koşullarını iyileştirmede daha fazla imkân sunarken, aynı zamanda bireysel ve toplumsal anlamda farklı sorunlara da yol açmıştır. Bilim adamları biryandan yaptıkları bilimsel araştırmalarla, doğayı ve kâinatı daha iyi anlamaya çalışırken ve hayatı kolaylaştırıcı buluşlar peşinde koşarken biryandan da bu gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkan sorunlara çözüm bulmaya çalışmaktadırlar. Bilim ve teknolojideki gelişmelere bağlı olarak gelişen ve daha çok endüstrileşmenin bir sonucu olarak karşımıza çıkan bazı sorunları şu şekilde sıralayabiliriz:

 

- Çevre (Hava, toprak, su vb.) kirliğinin yol açtığı sorunlar…

 

- Gıdalardaki zararlı katkı maddeleri ve zirai ürünlerde kullanılan hormon ve benzeri ilaçların yol açtığı sağlık sorunları…

 

- Hareketsiz bir yaşam tarzı içinde aşırı ve dengesiz beslenmeye-tüketime bağlı olarak ortaya çıkan bir takım sağlık sorunları…

 

 

- Bazı maddelerden (sigara vb.), tıp alanında kullanılan bazı ilaç ve cihazlardan ve nükleer silahlardan yayılan radyasyonun yol açtığı sağlık sorunları…

 

- Kapalı ve toplu alanlarda (evde, okulda ve işyerlerinde) hijyene bağlı olarak ortaya çıkan bir takım bulaşıcı ve salgın hastalıklar vb. sağlık sorunları…

 

- Aşırı nüfus yoğunluğuna, şehirleşmeye ve bir takım ekonomik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan stres, depresyon vb. maddi ve manevi sorunlar…

 

- Sosyal, ekonomik, kültürel ve manevi sorunlara bağlı olarak ortay çıkan bir takım zararlı alışkanlıklar (sigara, içki, uyuşturucu vb.)…

 

Ayrıca, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin, tüm dünya şehirlerinde ve ülkelerinde dengeli bir biçimde ortaya çıkmaması ve daha ziyade Amerika ve Avrupa kıtasında görülmesi ve Dünya’daki yeraltı zenginliklerinin de (çeşitli madenler, petrol vb.) daha çok bu kıtalarda bulunan ülkeler tarafından işletilmesi-kullanılması, ülke ekonomileri arasındaki dengesizliklerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu nedenle, yukarıdaki sorunlara ilaveten;

 

-Artan nüfus artışının ekonomik açıdan geri kalmış ülkelerde sebep olduğu işsizliğin bir sonucu olarak, insanların yoğun olarak şehirlere ve yabancı ülkelere göç etmek zorunda kalması ve buna bağlı olarak ortaya çıkan bir takım sosyal ve kültürel sorunlar...

 

Gen Teknolojisi” ve atom büyüklüğündeki çok çok küçük maddelerin teknolojisi anlamına gelen “Nanoteknoloji” “Yirmibirinci yüzyılın Teknolojileri” olarak şimdiden tanımlanmaktadırlar. Bir kaç yılda bir bilim ve teknoloji ile ilgili bilgilerin katlanarak arttığı bu dönemlerde, insanlarımızın, bilim ve teknoloji alanlarındaki gelişmelerin sonuçları ile ilgili birer bilinçli birey olmaları yönünde eğitilmesi, bilgilendirilmesi son derece önemli bir husustur. Bu hususta en önemli görev başta oluşturacakları müfredatla eğitim kurumlarına ve özellikle üniversiteler olmak üzere, bu konularda araştırma yapan bilim adamlarına düşmektedir. İlgili devlet organlarının, sivil-toplum kuruluşlarının ve özellikle medyada faaliyet gösteren özel kurumların kendi aralarında işbirliği yaparak çeşitli kurslar, paneller, seminerler ve benzeri etkinlikleri daha yoğun ve etkili bir biçimde düzenlemeleri ülkelerin ve dünyamızın geleceği, insanlığın refahı, barışı ve huzuru için kaçınılmazdır.

 

 

Güzel ve Anlamlı Sözler

 

*Allah’a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar… ( Kur’an-ı Kerim, Fâtır Suresi, 328. Ayet)

 

*Ya öğrenen, ya öğreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunların dışında bir beşincisi olma; helak olursun. Beşincisi işe, ilme ve ilim ehline buğz etmendir.  ( Hz. Muhammed,  S.A.V. )

 

*Kötü karakterli kişiye ilim ve fen öğretmek, eşkıyanın eline kılıç vermektir. Sarhoş zencinin eline kılıç vermek, insan olmayanın ilim öğrenmesinden daha iyidir. Bilgi, mal, mevki ve güç kötü karakterlilerin elinde fitne olur. (Mevlânâ)

 

*İnancı dışlayan bilim topal, bilimi dışlayan din kördür. (Albert Einstein)

 

*Bilim atom bombasını üretti, fakat asıl kötülük insanların beyinlerinde ve kalplerindedir. (Albert Einstein)

 

*Prof.Dr., Kastamonu Üniversitesi-Türkiye