info @ kastamonuilkhaber.com

 

El Hijyeninin Önemi


Son yıllarda, domuz gribi vb isimlerle sık sık gündemimizi meşgul eden ve sağlığımızı tehdit eden grip vb bulaşıcı hastalıklardan korunmak için, herkesin kolaylıkla alabileceği en önemli tedbirlerin başında el hijyeni gelmektedir. Sağlık Bakanlığımızın ve bakanlığa bağlı ilgili birimlerin son yıllarda çeşitli kampanya ve etkinlikler ile gündemde tutmaya çalıştığı kişisel hijyen konuların başında yer alan el hijyeni konusu, toplumsal yaşamın hemen her alanında enfeksiyonların önlenmesinde ve zararlı kimyasal maddelerden korunmada en basit ve en önemli uygulamaların ilk basamağını teşkil etmektedir. Özellikle, bulaşıcı ve salgın hastalıkların yaygın olarak görüldüğü okul ve benzeri kalabalık ortamlarda, tedbir amacıyla, başvurulacak en önemli uygulamadır.
Gelişmiş toplumlarda;
    Aile fertlerinin zamanlarının çoğunu ev dışında geçirmeleri,
    Yeme alışkanlıklarında ve gıda teknolojisindeki değişiklikler,
    Okul, toplu taşım araçları, işyerleri, internet kafeler, kahvehaneler vb. kalabalık ortamların yaygınlaşması,
    Cep telefonu, TV, kumandaları bilgisayar klavyeleri vb. teknolojik araçların yaygınlaşması  günümüzde el hijyenini ve dolayısıyla kişisel hijyeni daha da önemli hale getirmiştir.
Zararlı mikroorganizmalar ve zararlı kimyasal maddeler, özellikle ellerimiz vasıtasıyla vücuda ve başka ortamlara kolayca transfer olmakta ve bu bağlı olarak da enfeksiyona bağlı hastalıklar ve zehirlemeler artmaktadır. Hijyen eksikliğinden dolayı son yıllarda gıda zehirlenmesi vakalarının önemli oranda arttığı ve enfeksiyonların büyük bir kısmının çıkış kaynağının hijyen kurallarına yeterince uyulmadığı ev, okul işyeri vb. kalabalık ortamlar olduğu araştırmalarla ortaya konulmuştur.
Evlerimizde; mutfaklarda kullanılan temizlik bezleri, buzdolabı kapısının kulpu, kapı kolları, elektronik cihazların kumanda aletleri, bilgisayar klavyeleri, cep telefonları, tuvalet sifonlarının kolları, muslukların kolları ve su çıkış ağzı, mutfak raflarının altı mikropların en çok gizlendikleri alanlar olarak gösterilmektedir.
Enfeksiyon hastalıklarına karşı verilen savaşta, genel hijyen bilincinin arttırılması için, özellikle okullarımızda gerçekleştirilen eğitim çalışmalarının aileleri de içine kapsayacak şekilde uygulamalı olarak daha da yaygınlaştırılması büyük önem arz etmektedir.
Daha Sağlıklı Ortamlar Oluşturmak için Neler yapılmalıdır?
Devlet ve özel sektör kuruluşlarına düşen görevlerden bazıları:
1- Okullardaki tuvaletler nitelik ve niceliksel olarak yeterli olmalıdır. Bunun için, okullarımızda, TSE “TS 9518” standardına göre, tuvaletlerde her 20 kız ve her 25 erkek öğrenci için bir kabin, her 15 erkek öğrenci için bir pisuvar, her 4 kız ve her 2 erkek kabini için de bir lavabo bulunmalıdır.
2- Kamu ve özel sektör çalışanları için işin niteliğine göre el hijyenini yaygınlaştırmak ve uygulamayı kolaylaştırmak için, gerekli görülen kalabalık ortamlara sadece el yıkama amaçlı lavaboların (el yıkama kabinlerinin) konulması, özellikle çocuk ve gençlerin sıklıkla bulundukları ortamlardan olan okul ve internet kafelerde bu uygulamaların zorunlu hale getirilmesi, el hijyeni ve dolayısıyla salgın hastalıkların önlenmesi açısından oldukça önemlidir.
3- Toplumun bilgilendirilmesine yönelik, sağlık çalışanlarının ve sağlıkçı yetiştiren eğitim kurumlarının daha aktif olarak bu konuda görev yapması, hijyen el kitaplarının ve broşürlerinin hazırlanarak öğrenciler veya sağlık ocakları kanalıyla ailelere ulaştırılması sağlanmalıdır. Ayrıca, aile hekimleri tarafından ailelere yönelik bilgilendirme seminerleri veya toplantıları yapılmalıdır.
4- Devletimizin ilgili birimleri, toplumu bilgilendirme amaçlı eğitim çalışmalarını sivil toplum örgütleri ve özel sektör kuruluşları ile birlikte, çeşitli kampanyalarla ilgi çekici hale getirmeli ve bu tür çalışmalar daha da yaygınlaştırılmalıdır.
5- Hijyen konusunun sıklıkla ve daha ciddi bir şekilde gündemde kalmasını sağlamak amacıyla, her yıl belirli günlerde ve toplumun her kesiminden katılımcıların çeşitli etkinliklerle katkı yapacağı “Ulusal Hijyen Günleri veya Haftası” düzenlenmesine yönelik çalışmalar başlatılmalıdır.
Bireysel olarak yapılması gerekenler:
1-    Kişisel hijyen vücudun, kendinden doğan bulaşmalar için, bulaşma riskini azaltmada önemli rol oynar. Bu nedenle, Hastalıkların bulaşması veya bulaştırılması riskine karşı el yüzeyinin tamamının sık sık bol köpürtülmüş sabun ile yıkanması gibi kişisel hijyen kurallarına dikkat edilmelidir.
2-    Ev ortamı dışında, ortak kullanıma açık bankalara ait ATM, asansör, ankesörlü telefon vb. tuşlu cihazların ilgili kurumlar tarafından sık sık dezenfekte edici maddelerle temizlenmesi gerekir.
3-    Bireyler, günlük yaşamlarında çeşitli nedenlerden dolayı parmak uçları ile gıda maddelerine,  göz ve ağız çevrelerine temas etmektedirler. Bu nedenle, ATM, asansör, ankesörlü telefon vb. tuşlu cihazları kullanan bireylerin tuşlara parmak uçları ile dokunmaktan ziyade parmaklarını kırarak parmakların dış yüzeyi ile işlem yapmaları enfeksiyona neden olabilecek mikroorganizmaların bulaşma riskini önemli ölçüde azaltacaktır.
4-    Sık sık elle temas edilen, hatta birçok kişinin yemek yerken bile eline aldığı-dokunduğu TV kumandası, cep telefonu, bilgisayar klavyeleri, kapı kolları vb. temas edilen malzemeler alkol veya kolonya veya diğer dezenfeksiyon kimyasalları yardımıyla haftada birkaç kez temizlenmelidir.
5-    Mutfaklardaki en önemli mikrop yuvalarından olan ve dolayısıyla ellerimiz ile sık sık temas ettiğimiz mutfak temizlik bezleri, lavabo, et vb. ürünlerin doğrandığı tezgah vb. malzemeler, kullanıldıklarında, dezenfeksiyon kimyasalları (içine bir miktar çamaşır suyu damlatılmış su veya deterjan vb. kimyasallar) ile çok iyi temizlenmelidir.
6-    Temizlik yaparken kirli yüzeylere temasla mikropların temiz yüzeylere aktarılmasını önlemek için, farklı bölgelerde aynı bez kullanılmamalıdır.
Günlük hayatımızda, gerek toplumu idare eden-yönlendiren yöneticilerimizin gerekse kişisel olarak bireylerin alacakları basit ve önemsiz gibi görünen bazı tedbirlerle, hem maddi ve manevi açıdan daha sağlıklı-huzurlu bir yaşam sürdürmemiz hem de sağlık alanında, belki de hiç farkında olmayarak, ülkemizin ekonomisine, sağlık alanında yapılacak milyonlarca TL’lik tasarrufla, katkıda bulunmamız mümkün olabilecektir.