kastamonuilkhaber @ gmail.com

Vali Rafet Bey, meydana topladığı halka heyecan içinde hitap ediyordu:

"Arkadaşlar, Allah'a şükürler olsun ki Sakarya Savaşı za­ferle sonuçlandı. Bu zaferdeki payınızı hiç kimse inkâr ede­mez. Binlerce evlâdınızı savaşmak üzere cepheye yolladınız. Sizler de kadınınızla, erkeğinizle, çocuğunuzla cepheye zor şartlarda silâh taşıdınız. Kızılay’ın topladığı yardımları günü gününe cepheye ulaştırdınız. Yarın bu savaşın tarihini yazacak olanlar mutlaka hakkınızı teslim edeceklerdir. Şimdi savaş bitti. Gazilerimiz geri dönüyorlar. Bunların içinde çok sayıda yaralılar var. En kısa zamanda gelecek olan bu kahra­manların tedavilerinin yapılabilmesi için hastaneler kurma­mız gerektiği hakkında ilgili emir gelmiştir, Hemen kolları sıvayıp bu hastaneleri hazırlamak zorundayız. Kızılay, toplayacağı yardımlarla bu işi organize edecektir. Hepinize güveniyorum. Yüce Allah'tan şehitlerimize rahmet, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum.”

Yardım komitesi başkanlığına getirilen Lütfü Bey, Doktor Nuri Bey'le birlikte hemen çalışmalara başladı. Önce devlet hastanesinin kapasitesi artırıldı. Okullar bünyesinde ve Kırk Odalı Konak'ta yedi yüz yataklı hastaneler oluşturuldu. Şehir merkezinden, Daday, Taşköprü, Araç ve Safranbolu'dan top­lanan yatak, yorgan, çarşaf ve karyolaların yanında sargı bezi olarak kullanılabilecek Devrekâni bezleri ve tülbentler de depolandı. Üç gün içinde hastaneler yaralı askerlerimizin barınmaları için hazır hâle getirildi.

 Yaralı askerlerimizin ilk kafilesinin geliyor olduğu haberi şehirde heyecan yarattı. Halk, akın akın yaralılarımızı kar­şılamak için Olukbaşı'na gitmeye başladı.

Hüseyin Çavuş, oğlu Ali'yi dualarla Sakarya Savaşı'na yolladığı Olukbaşı'nda diğer insanlar gibi sabırsızlıkla bekle­meye başladı. Zaman bir türlü geçmek bilmiyordu. Nihayet ilk kafile geldi. Gelenlerin içinde Ali yoktu. Ayrıca kimseden de Ali ile ilgili bilgi alamadı. İkinci ve üçüncü kafileden de Ali çıkmadı. Evlâtlarına kavuşan anne ve babaların sevinci­ni gördükçe içinde bir burukluk meydana geliyordu.

Gelen yaralılar hastanelere yerleştiriliyor, Ankara ve Çankırı'dan gelen doktorlar yaralıları tedavi ediyorlardı. Sakarya'dan gelen yaralılarla hastaneler dolup taşmış, birçok yaralı kışlada ayakta tedavi edilmişti. Muhittin Paşa ve Vali Rafet Bey, hastaneleri ziyaret ederek gazilerin morallerini yükseltiyorlardı.

Sakarya Savaşı'nın coşkusu içindeki halk yaralı askerlere yardım toplamaya devam ediyordu. İsmail Habib Bey, Açıksöz'de yazdığı yazılarla, lise öğretmenleri Musa Kazım Bey ve Zühtü Efendi ise düzenledikleri konferanslarla halkı yar­dımlara teşvik ediyorlardı. Kızılay Kadınlar Şubesi bir sergi açarak üç bin bilet satmış, bu faaliyetin geliri ile de yaralı askerlerimize giyecek eşyaları ve sargı bezi alınmıştı. Bu arada İnebolu'dan toplanan para yardımı da Kızılay'a ulaştı. Okullar, gençlik dernekleri adeta millî duyguların doruğa ulaştığı yerler haline gelmişti.

Bu arada şehit düşen askerlerin kara haberleri de arka­daşları tarafından ailelerine ulaştırılmaya başlandı. Birçok evden feryatlar yükseliyor, yürekler parçalanıyordu.

Hüseyin Çavuş'un günler geçtikçe sabırsızlığı artıyor, gece gündüz Olukbaşı'ndan hiç ayrılmıyor, gözleri yollarda Ali'si­ni bekliyordu.

İkinci hafta gelen kafilelerden birinde komşularının oğlu Cemal'i gören Hüseyin Çavuş sevinçle Cemal'in yanına gitti. "Hoş geldin oğul. İnşallah Ali'den hayırlı haberler getirmişsindir" dedi. Cemal, bir süre bir şey diyemedi. Boğazına bir şey düğümlenmişti sanki. Birden gözlerinden yaşlar boşandı. Hüseyin Çavuş'un sevinci hüzne dönü­şüverdi: "Yoksa, Cemal'im..." diyebildi. Cemal: "Ali Sakar­ya'da şehit düştü Hüseyin Amca. Başın sağolsun." diyebildi.

Hüseyin Çavuş ve Cemal birbirlerine sarılıp ağlamaya başladılar. Bu acı tablo, onları seyreden herkesi derin bir üzüntüye boğdu…(1)

 


(1)   Şehit Şerife Bacı / Kurtuluş Savaşı Hikâyeleri - Mehmet SAYAN

Bu eser, Kastamonu 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında bastırılmıştır.