info @ kastamonuilkhaber.com


Prof.Dr.Zekeriya YERLİKAYA*


Kaliteli insan, kaliteli ürün-mal, kaliteli sağlık veya eğitim hizmeti, kaliteli yaşam ve benzeri kavramlar son yıllarda günlük hayatımızda daha sık kullandığımız kavramlar arasında yer almaktadır.  


Türkçe’de nitelik, özellik, vasıf ve mizaç anlamına da gelen kalite kavramının genel bir tanımı “bir mal veya hizmetin müşteri beklenti ve gereksinimlerini karşılayabilme yeteneğinin bir ölçüsüdür” şeklindedir. Diğer bir tanımı da:

 “Belli standartlara uyan, güzel, gelişmiş, gibi sıfatların ötesidir”.


“Eğitimde kalite, belli standartlar çerçevesinde, eğitim sisteminin toplumların ve bireylerin sosyal, kültürel, ekonomik yapısına uygun bir şekilde tasarlanıp uygulanmasını ve neticede yenilikleri izleyebilme-uygulayabilme bilgi ve becerisine sahip insanların yetiştirilmesini” ifade eder.


Bir kaç sene önce “kaliteli “olarak nitelendirilen bir ürün bugün “sıradan”, yarın ise “kabul edilemez” olarak nitelendirilebilir. Dolayısıyla, kaliteli ürün ve hizmet sunabilmek için her zaman kendini aşabilme yeteneğine kavuşmak gerekiyor.


Plansız, programsız, zamansız, usulsüz, yöntemsiz, kontrolsüz ve kalitesiz bir şekilde yapılan hizmetlerin sonucunda; zaman, mekân ve imkân israfı yapılmaktadır. Bu durumda hem hizmet edenlerin, hem hizmet alanların, hem de hizmete şahit ve vesile olanların moralleri bozulmakta, şevkleri kırılmakta ve böylece hizmet kaynakları kurutulmaktadır.


İnsanların umutları ve imkânları hoyratça harcandıkça, yapılacak hizmetlerin önüne büyük setler çekilmektedir. Kalıcı başarıya sahip ve sürdürülebilir-kaliteli bir iş sahibi olarak hizmet vermek istiyorsak, öncelikle kaliteli insan yetiştirilmeli ve “yönetim kalitemizi” artırmalıyız.
Yönetim alanında önemli olan Toplam Kalite Yönetimi yaklaşımında; “Hiç kimse mükemmel değildir ancak mükemmeli aramalıdır” ilkesinden hareketle, insanı esas alan bir düşünceye dayanır. Doğal olarak, Kaliteli insanların yapacakları işler de kaliteli olacaktır.
Kalite Kavramının Tarihinden Örnekler 


*Hammurabi kanunlarından birisi şu ifadeyi kullanır: “Her kim bir bina inşa eder ve bu bina yıkılır da altında insanlar ölürse, o kişinin de başı kesile!”.


*Fenikeliler ise yöneticilerine şu hakkı verirlerdi: “İşini iyi yapmayan işçinin eli kesile!”.


*Osmanlı Devleti, düzenli ve sistemli yapısıyla dünyanın örnek aldığı bir medeniyet kurmuştur. Osmanlı’nın ekonomi, hukuk, kalite, tıp, içtimai hayat, askeriye gibi birçok alanda uyguladığı sistem, özellikle Amerika ve Avrupa devletleri tarafından incelenmekte ve günümüze uyarlanarak kullanılmaktadır.


* Osmanlılardaki ‘Ahilik Teşkilatı’nın kalite sisteminin çekirdeğini oluşturduğunu söylemek mümkündür. 13. yüzyıldan itibaren, Selçuklular döneminde oluşmaya başlayan ve Osmanlı devletinin kurulmasında önemli bir rol oynayan Ahiler, hizmet ve içtimai hayatta kalitenin artırılması konusunda büyük katkılarda bulunmuştur. Ayrıca mal ve kalite kontrolü, fiyat tespiti ve esnaf ahlakının kontrol ve denetimi konusunda da önemli görevler üstlenmiştir.


*Osmanlının ilk yıllarında, pazaryerlerinde sergilenen malların kalitesi, ustanın hünerini yansıttığı için ahilik teşkilatının yapılanmasında kalite kavramı ön plana çıkmış, hammadde, süreç ve ürünler için bugünkü kalite kavramının benzeri olan ve uyulması gereken standartların oluşması sağlanmıştır. Tüm bunları yaparken dini ölçüler içerisinde kul hakkı ve ahlak kaidelerini esas alarak çalışmalar yürütmüşler; ölçüde, tartıda, kalitede ve fiyat belirleme konularında çeşitli temel kurallar koyarak kalite bilincinin oluşmasını sağlamışlardır.


*Ahi esnafında “müşteri velinimettir” prensibi, toplam kalite yönetimindeki “müşteri kraldır” prensibinin karşılığıdır.


*Günümüzdeki “toplam kalite yönetimi” ilkelerinde ön plana çıkan müşteri memnuniyeti için ürün kalitesi, bu kalitenin tutturulması için yazılı hale getirilmiş standartların oluşturulması ve uygulanması, sistemin sürekliliğinin sağlanması için eğitim ve öğretim, sürekli gelişim ve denetleme mekanizmaları, Osmanlı’nın oluşturduğu sistemde tam karşılığını bulmakta ve hassas olarak uygulanmaktadır.


*Kalitenin gelişim süreci 19.yüzyılda sanayi devrimi ile hız kazanmıştır. Başlangıçta, kalite sadece üretilen ürünün kontrolü ile ilgiliydi. Daha sonra müşteri kavramının gelişmesiyle bugünkü sistematik halini almıştır. Ülkemizde kalitenin gerçek değeri, ihracat faaliyetlerimizin başladığı 1980’li yıllardan sonra anlaşılmış ve 2000’li yıllardan sonra bu konuda çok önemli aşamalar kaydedilmiştir.


*Son yıllarda ülkemizde kaliteli mal-hizmet üretiminde ve tüketiminde ve bununla paralel olarak ihracat alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bundan önceki süreçlerde, yüksek gümrük duvarları nedeniyle sadece iç piyasaya üretim yapan şirketlerimiz kendilerinde bir zorlanma görmediklerinden bu konuda olumlu gelişmeler gösterememişlerdir.


*Ülkemizde son 20 yılda gerçekleştirilen Gümrük Birliği anlaşmaları, Avrupa Birliği (AB) Uyum Yasaları,  AB ülkeleri ile ticari ilişkilerin artması vb. sebeplerin çoğalması ile birlikte Dünya ülkeleri ile rekabet önemli ölçüde artmıştır. Bu nedenle, üretim ve eğitim, sağlık vb. hizmet sektörlerinde; kaliteyi tanıma, uygulama ve geliştirme çalışmaları hızlı bir gelişme kaydetmiştir.


*Amerika Birleşik Devletleri’nde kalite kontrolü ve istatistiksel tekniklerin gelişmesine katkıda bulunan uzmanlar, kalite ile ilgili sorumlulukların işletmelerin tüm bölümlerinde üstlenilmesi görüşünü savunuyorlardı. II. Dünya Savaşı sonrası Amerikan sanayi için en önemli husus mallarını olan talebi karşılamak idi. Bu dönemde “Made in USA” kalite belgesi yerine geçiyordu. Savaş sonrası Japonya güç durumdaydı. Japonlar, Amerikan İşgal Kuvvetleri Komutanlığı’nın önerisiyle Amerika’dan uzmanlar getirmişlerdir.

 


*Uzmanların 1950’li yıllarda Toplam Kalite Kontrolü ve Toplam Kalite Yönetimi adını verdiği bu görüşler Japonlar tarafından benimsenmiş ve geliştirilmiştir. Japonlar kaliteyi “müşteriye söz vermek” olarak tanımlamış ve bu sözü yerine getirebilmesi için işçiler üzerinde durmuşlardır. 1960’lı yıllarda başlatılan işçi eğitimleri ve kalite kontrol çemberleri çalışmaları o denli başarılı olmuştur ki, Japonlar ihracatlarını 20 kat arttırarak günümüze kadar pek çok alanda liderliği ele geçirmişlerdir.


*1987 yılında Uluslararası Standart Organizasyonunu (ISO) önderliğinde ISO standartları geliştirilmiş ve bu standartlar kalite sistemlerinde referans olarak alınmaya başlanmıştır.


* 1980’li yıllardan sonra, Türkiye’de de kamu ve özel sektör kuruluşlarında,  kalite ve standartlar konusunda kalite sorununun çözümü yolunda atılan önemli adımlar atılmıştır. Son yıllarda, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından yürütülen Ürün/Hizmet Kalitesi Belgelendirme ve Kalibrasyon Çalışmaları ile Türkiye Akreditasyon Kurumu (TURKAK) tarafında yürütülen akreditasyon çalışmalarının neticesinde, Türkiye’de üretilen mal ve hizmetlerin Dünya standartlarına uygun ve rekabet edebilir düzeyde olması yolunda çok önemli mesafelerin alınması sağlanmıştır.
Güzel Sözler:


Her insanın kıymeti “ahlakının” güzelliği kadardır. Hz. Ali
Hayatta her şey olabilirsin; fakat mühim olan hayatın içinde insan olabilmektir. Şems-i Tebrizi
Bizi Allaha yaklaştıracak olan yapılan işin miktarı değil işin kalitesidir. Mahatma Gandhi
Devam edecek...
*Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi