info @ kastamonuilkhaber.com

    Burada Kastamonu’nun tarihçesini falan anlatacak değilim. Kahramanlıklarından da, kültüründen de bahsetmeyeceğim.

  Kastamonu; genç volkanik dağların arasına, köyleri ve ilçeleri ile yerleşim bulmuş bir şehir. Tarıma çokta elverişli olmayan bu yapı, doğal ormanlar ve alüvyonların oluşturduğu küçük ovalardan ibaret.

   Verimli bu küçük ovalar hariç dağ ve orman köylerinde hayat son derece zor. Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’nin sayılı büyük şehirlerinden biri olan şehrimizde (Türkiye'nin 8. büyük vilayet) peş peşe geçirdiğimiz büyük savaşlar, iç ve dış göç neticesinde boşalmış, köyler ve fakir bir halk kalmış.

Son yıllarda tüneller, duble yollar, hava ve deniz limanları, organize sanayi bölgeleri,(Her ne kadar organize olmasa da) üniversite ve madencilikte ki atılım, nüfusun erimesini durdurmuş hatta artı yönde bir gelişme sağlanmıştır.

   Yukarıda daha geniş bir sunumu hak eden mevzuu konuyu dağıtmamak adına kısa tutuyorum. Dert olan Kastamonu da madenler ve madencilik.

 İlimizde yaşamış olan eski yerleşikler iptidai şartlarda 300 civarında krom, bakır, civa, alüminyum ve doğal taşlardan oluşan maden ocakları işletmişler. Bunların bir kısmının hala yerleri mevcut Hatta bazıları işletiliyor.

  Netice itibarı ile konuya dikine bir giriş yaparsak, bugünlerde madencilik faaliyetlerinin kısıtlanması, mümkünse hiç yapılmaması için bir çalışma olduğunu görüyoruz.

 

Şimdi dikine bir soru daha soruyorum!

 Burada yaşayan insanlar nasıl geçinsin, ne iş yapsın?

Eko turizm eşliğinde ot mu yesin?

  Neymiş madencilik ekolojik yapıya zarar veriyormuş.

  Saçma sapan maden kanunu, maden dairesi, çevrecisinden güvenlikçisine, ilgili ilgisiz bütün kurum kuruluşlarının her türlü baskısına rağmen ekmeğini taştan çıkaran şu insanlara Allah rızası için dokunmayın.

  Zamanında buraları terk etmiş, Avrupalarda İstanbullarda parayı bulmuş, senede on beş gün keyfi için, buraları terk etmeyip, kahrını çeken insanların elindeki ekmeği almaya çalışan bir gurup çakma İstanbullunun gazına gelmeyelim. Tersine göç için çaba gösteren insanların önüne taş koymayalım.

   Bürokrasinin içine çöreklenmiş sermaye ve insan düşmanı ATM bağımlısı komünistin gazına gelmeyelim.

  Kastamonu maden konusunda son derece çeşitliliği, zengin yatakları ve orman örtüsü nedeniyle daha keşfedilmemiş maden rezervlerine sahip bir bölge. Petrol yataklarının bile varlığından bahsediliyor.

  Ülkemizin geleceği madencilik üzerine kurulacaktır. Kastamonu’da bu hikayede yerini alacaktır. Kimse demiyor ormanlar talan edilsin.

  Sadece iyi bir plan ve programa ihtiyaç var…

İsmail Karabıyıkoğlu