kastamonuilkhaber @ gmail.com

Kastamonu’da Kuvay-ı Milliyecilerin buluşma yeri Nasrullah Köprüsü başındaki Emin Bey’in bakkal dükkânı idi. Heyeti Temsiliye’den vilâyete gelen telgraflar Nuri Efendi tarafından Emin Bey’in dükkânında okunuyor, memleketin durumu hakkında bilgi sahibi olunuyordu. Bu arada yapılan konuşmalar gençlerin işgalcilere karşı kin ve nefretinin Kuvayı Milliye’ye karşı sevgilerinin artmasına sebep oluyordu. Emin Bey’in Abdullah adındaki subay arkadaşı zamanla bu toplantılara Kuvay-ı Milliyeci subayları da getirmeye başladı. Bu subayların en ateşlisi Yüzbaşı Şevket Bey’di. Bu toplantılarda ilerde yapılabilecek işlerin planlamasını da yapıyordu.

O gece Şevket Bey’in isteği üzerine çok önemli bir toplantı için dükkâna çağrıldığımızda hepimiz merak içerisindeydik. Yatsı namazından sonra Şevket Bey de geldi. Hal hatır sormadan sonra Şevket Bey konuşmaya başladı: “Arkadaşlar yarın çok önemli bir gün olacak. Aldığımız habere göre yarın Miralay Osman Bey ismindeki bir kumandan Kastamonu’yu Kuvay-ı Milliye ile birleştirmek için burada olacak. Yalnız bu durumdan karşı taraf da haberdar. Vali Vekili Osman Bey ve Alay Komutanı Şerif Bey’in her ikisi de İstanbul hükümetinin adamları. Bu sebeple bunlar muhakkak Osman Bey’in gelişiyle ilgili bir şeyler yapmak isteyeceklerdir. Bu sebeple bizler de bu konu da bazı tedbirler almak zorundayız.”

Ben: “Şevket Bey bizler de arkadaşlarla birlikte ne gerekiyorsa yaparız. Siz bize yeter ki yapacaklarımızı söyleyin” dedim.

Ertesi gün Osman Bey’i kalabalık bir grupla karşılamayı, böylece O’nun yanında olduğumuzun mesajını vermeye karar verdik.

Eve gittiğimde uzun süre uyuyamadım.  Düşmanın işgal ettiği yerlerdeki yaptıklarımı düşündükçe kahroluyordum. Gözümün önüne yanan evler, süngülenen kadınlar geliyordu.

Sabah olduğunda arkadaşlarla buluştuk. Olukbaşı’na giderek Osman Bey’i beklemeye başladık. Emin, Hamdi, Nami, Celâl, Baki, Kadri ve diğerleri herkes oradaydı. Kadri, Osman Bey’in yanında askerlik yapmıştı. Bu sebeple Osman Beyi tanıyabilecek tek kişi oydu.

İkindiye doğru önünde Zabit Hamdi Bey’in oturduğu bir araba geldi. Arkada ise Osman Bey oturuyordu. Hamdi, bizleri: “Yolunuza can verecek Kastamonu gençleri” diye, tanıştırdı. Osman Bey: “Arkadaşlar, şu anda gözaltındayım. Ama müsterih olun. Zabit Hamdi Bey,  bizi öyle kalabalık ve kararlı görünce tedirgin olmuştu. Osman Bey: “Arkadaşlar, şimdi evlerinize gidin. Her şey düzelecek.” dedi.

Giden arabanın arkasından biz de şehre doğru yürümeye başladık. Bir an önce Şevket Bey’le buluşup Osman Bey’i nasıl kurtaracağımızın planını yapmak istiyorduk. Emin Bey, Şevket Bey’e giderek durumu anlattı. Daha sonra da bize gelerek evlerimize gitmemizi ve haber beklememizi söyledi.

Gece evin kapısı hızlı hızlı vurulmaya başladı. Kapıyı açtığımda dört süngülü askerin beni almak için geldiklerini gördüm Askerler hiçbir şey söylemiyordu ama ben gündüz Osman Bey’i karşılamak için Olukbaşı’na gidenlerin toplandığını tahmin ettim. Fakat gide gide postaneye geldik. Kapı açılıp da içeri girince daha da şaşırıp kaldım. Zira içerde Osman Bey ve Şevket Bey vardı. Vali Vekili Osman Bey’in Polis Müdürü Halil Bey tarafından hapsedildiğini, Miralay Osman Bey’in duruma hakim olduğunu öğrendim. Gazi Mustafa Kemal’e bir telgraf çekilerek Kastamonu’nun Kuvay-ı Milliye ile birleştiği bildirildi. Daha sonra da hazırlanan bir beyannamenin basılarak ertesi gün Kastamonu halkına bilgi verilmesi için matbaaya gittik. Pencereden matbaaya girerek gaz lâmbasının ışığında beyannameyi dizdik.  Güneşin ilk ışıklarıyla beraber beyanname basılmıştı.

Sabah, Nasrullah Meydanı’nda beyanname dağıtan genç, avazı çıktığı kadar bağırıyordu: “Müjde, Kastamonu Kuvay-ı Milliye’ye katıldı.”(1)

(1)   Şehit Şerife Bacı  Kurtuluş Savaşı Hikâyeleri/ Mehmet Sayan

Bu eser, Kastamonu 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında bastırılmıştır.