info @ kastamonuilkhaber.com

Yine aynı şey oldu. Terör örgütünün kökünü kazımak için Fırat'ın doğusuna girme kararı veren Cumhurbaşkanı Erdoğan'a destek veren ne kadar siyasetçi, sanatçı ve gazeteci var ise hepsi linç yemeye başladı.
Düne kadar "tapındıkları" Yılmaz Özdil ve Uğur Dündar, "Ülkemin yanındayım, dik dur eğilme" dedi diye iki gündür dünyanın küfrünü, hakaretini yiyor. Aleni bir şekilde, "Sen niye PKK'nın karşısına geçip Erdoğan'ın yanında yer aldın" diyorlar.
Ve yine aynı şey oldu...
Mehmetçik şehit edilirken kılı kıpırdamayan ne kadar işe yaramaz ve gereksiz insan var ise hepsi televizyonlara, gazetelere ve sosyal medyaya üşüştü, "Savaşa Hayır" nutukları çekmeye başladı. 
Takip ettiniz mi bilmiyorum.
Dün bir sanatçı müsveddesi boş zamanını "Savaşa Hayır" diyerek geçirmek istemiş olacak ki sosyal medyada, "Bıkmadınız, usanmadınız yıkmaktan. Sonuna kadar savaşa hayır diyeceğim" diyerek terör örgütüne dolaylı yollardan destek mesajı attı.
Salkım'a cevap veren bir kişi, o mesajın altına, "Savaşa hayır diyorsun da gidip gördün mü orada neler oluyor? Yüzlerce insana zulmedip, çoluk çocuk demeden katleden teröristlerle dolu. Burada bol keseden atmak kolay tabii" diyerek düşüncelerini yazdı. 
Sonrası inanılmaz...
Bu sanatçı müsveddesi aldığı cevaptan rahatsız olmuş olacak ki "Sen gittin herhâlde ben teröristlere değil, savaşa hayır dedim" diye ucube bir cevap verdi.
Cümledeki ayrıntıya dikkat eder misiniz?
Teröriste değil, savaşa hayır diyormuş! Yani teröriste hayır demiyor, onlarla savaşılmasına hayır diyormuş!
Yazdıklarından anladığımız o!
Tepki veren kişi bu kez "Evet gittim, oradaki insanların hâlini gördüm. Sen evinde rahat uyurken, ben oradan yeni geldim" diye cevap verince bizim sanatçı müsveddesi, "Hadi lan oradan, klavye delikanlısı" diyerek bu kişiyi engelledi. 
İşin bundan sonrası tam bir ibret vesikası...
Sanatçı müsveddesinin "Klavye delikanlısı" diyerek engellediği kişinin Suriye'de aylardır teröristlerle çatışmaya giren bir astsubay olduğu ortaya çıktı.
Türkiye bu hâle geldi işte!
İstanbul dışına çıkmadan Boğaz keyfi yapıp rakısını viskisini yudumlayanların, memleket meseleleri hakkında cahilce konuştuğunun farkında olmadan ahkâm kestiği bir ülke hâline döndü burası. 
Çıktığı bir konserden yüz binleri götüren sanatçı bozuntularının, tavernalarda şarkı söylemekten başka meziyeti olmayan paçavraların ya da kendi sanatçı arkadaşıyla koca kavgası, sevgili kavgası yapanların ülkesinin millî ve manevi değerlerine hakaretler yağdırdığı bir ülke oldu burası...
"Ne işinize kardeşim sizin ülke meselesi? Siz gidin kim kiminle yatıyor, kim kimin kocasını elinden alıyor? Kim nerede kafayı çekiyor ya da uyuşturucu zulalıyor. Onlara bakın siz?" diyorsunuz.
Anında, "Yaşam tarzımıza müdahale ediyorlar" diye velveleye başlıyorlar.
Türkiye Fırat'ın doğusunu terörden arındıracak ya. Terör örgütü PKK'nın son kırıntıları da temizlenecek ya.
Rahatsızlıkları bundan!
Rahatsız olan başka kesimler de çıkacak daha ortaya, bekleyin!
Mimarlar Odası, Tabipler Odası, yok bilmem kaç tane akademisyen çıkacak, yine ve yeniden "Barış bildirisi" adı altında terör örgütüne destek verecekler. 
Terörle mücadele tamam da...
Terörle mücadele ederken, teröre destek veren bu haysiyetsizleri, bu namussuzları, bu kanı bozukları kendi cebimizden çıkan paralarla besliyoruz ya hani...
Uğruna öldüğümüz millî değerlerimize, inançlarımıza küfretmekten başka bir iş yapmayan bu kesimleri sanatçı diye, gazeteci diye, akademisyen diye besliyoruz ya...
İşte bu ölümden beter kardeşim!
Terörle savaşa tamam ama asıl savaşın içimizde olup yanımızda olmayan bu tiplere karşı verilmesi gerekiyor.
Silahla değil, parayla!
Zaten bunları parasız bırakmak, öldürmekten beter olur!