info @ kastamonuilkhaber.com

1829 Edirne antlaşması, 1838 de İngilizlerle yapılan serbest ticaret antlaşması uyarınca
1-Yabancı tüccarlar, Türkler ile eşit şartlara gelecekti
2-Dışarıdan her türlü mal ithal edilebilecekti
3-Devletin tüm tekelleri kaldırılacaktı
Prof. Sarc’a göre serbest ticaret antlaşması Osmanlı sanayisini yıkmıştır. Bu antlaşmaların yapıldığı tarihte, Üsküdar da 3500 kadar işçi çalıştırabilen, 2750 kumaşçı tezgahı vardı. 30-40 yıl sonra bu tezgahlar 25 e kadar düştü. Çalışan işçi sayısı ise sadece 40 kişi kaldı. Böylece yabancı sanayi, Osmanlı imparatorluğu sanayisini yıkmış, Dveletin kaldırılan tekelinin yerini yabancıların tekeli almıştır.
1838’de Serbest ticaret antlaşması ve bir yıl sonra ilan edilen Tanzimat fermanı Osmanlı rejiminin iktisadi çözümsüzlüklerini artırmıştır.
Osmanlı devleti, 19.yy yarısından itibaren bu çöküşten kurtulabilmek adına bir dizi önlemler almaya başlamıştır.
Gümrük resminin genişletilmesi, Sergiler Küşadı, İstanbul ve illerde sanayi okullarının açılması, Şirketler kurulması kararlaştırılmıştır.
Bu bağlamda gümrük resmi %5 ten %8’e yükseltilmiştir. 1863 yılında Sultan Ahmet meydanında 30.000 İngiliz lirasına yaptırılan bir binada yerli mallarla, yabancı basına sergi yapılmıştır. 1867 de İstanbul’da bir sanayi mektebi kurulmuştur. Çoğu Abdülmecit zamanında açılan devlet fabrikaları olsa da bu fabrikalar yabancı mühendisler tarafından inşa edilmiş, müdür ve işçileri de çoğu fabrikada yabancılardan oluşmuştur. Zamanla bu fabrikalar da üretim yerine devlet hazinesine büyük külfet olmuş ve çoğu kapanmıştır.
Namık KEMAL , 1868’de Hüriyet gazetesinde bu hadiseler karşısında şu satırları yazacaktır.
‘’Hemen her ihtiyacımızı karşılayabilecek tezgahlarımız vardı. 20-30 yılda hepsi mahvoldu. Bunun sebebi ise adı geçen serbest ticaret sözleşmeleridir. Ekonomistlerin hepsi ‘bırakın yapsınlar-bırakın geçsinler’ ilkesini benimsedi. Bu gelişmeler Osmanlı için fevkalede zararlı olmuştur’’ demştir.
Bir diğer husus, bu gelişmeler yanında yabancı bankerlerin, Osmanlı azınlık bankerleri ile yaptığı ortaklıklar Osmanlı imparatorluğu’nun yarı sömürgeleşmesi ne sebep olmuştur. Her alanda millileşme yerine ‘’kozmopolitleşme’’ yerini alıyordu. Ve bu gelişmeler ışığında Osmanlı ekonomisi çöküşe doğru giderken, siyasi krizde geliyorum diyordu. Hem içerde hem dışarda devletin bağımlığı artıyor. Bir devlete verdiği imtiyazı hemen diğer devletlerde talep edip almaya çalışıyordu. Geç kalan reformlar yüzünden devletin ekonomisi Duyunu-u Umimiye ye mahkum kaldık.
Yukarıda yazılanlar herkesin malumu, peki bugün olan nedir?
Bizler tarihin tekerrür etmesine seyirci kalmaya devam mı edeceğiz? Yoksa, kalkınma modeli ile Eğitim sitemini birlikte ve paralel ele alacağız ve gelecek kuşakları bu cendereden kurtarıp batı sermayesinin ucuz iş gücü olmasını engelleyecekmiyiz? İyi bayramlar