info @ kastamonuilkhaber.com

BAZI TESPİTLER

2006 yılımdan sonra, ülkemizde dönemin hükümetinin aldığı bir kararla, her ile üniversite projesinin başlatmış ve bu projenin doğru bir karar olduğu kanaatindeyim. Devletimizin ilgili organları, bugüne kadar bu hususta akademiye önemli maddi ve manevi destekler vermişlerdir. Özellikle 2006 yılından sonra kurulan üniversitelerimizin önemli bir kısmı nicelik olarak önemli bir gelişme kaydetmiştir. Aynı şeyi nitelik için ifade etmek maalesef zor.. Nicelik tarafı da ihtiyaca ve bölgesel konuma göre önemlidir, fakat hem niceliğe hem de niteliğe odaklamış çalışmaların her zaman ve her kurumda ülkemizin kalkınması noktasında önemli neticelerinin olacağına inanıyorum.

Kastamonu Üniversitesi’nin de 14 yıllık bir kariyeri var. Nicelik olarak önemli gelişme gösterdi (13 fakülte; 3 enstitü, 3 yüksekokul, 13 MYO; 23 araştırma merkezi; merkezi laboratuvar; yeni kurulan Teknokent; 21 bin öğrenci; Prof, Doç., Dr. Öğr. Üyesi, Öğr. Gör, Araş. Gör. ve uzmanlar dahil 800’e yakın akademisyen; 500’e yakın idari personel). Üniversitemizin nicel anlamda gelişmesini tamamladığına inanıyorum, hatta fakülte, bölüm, MYO ve bölümleri noktasında sayının ve çeşitliliğin biraz abartıldığını da düşünüyorum.

Bizim üniversitede ve diğer birçok üniversitemizde öğrencisi çok az ve kapanma ihtimali olan bölümler var. Üniversitelerimiz kurulurken ve gelişme süreçlerinde, bölgenin ve ilin sanayi, kültürel ve doğal zenginlikleri ve öğrencilerin beklentileri-tercihleri ile ilgili ihtiyaç vb stratejik çalışmaların yeterince yapılmadığını düşünüyorum ve bu nedenle açılan bazı birimler devlete gereksiz yük ve kaynak israfına neden olabilmektedir.

Bundan sonraki süreçlerde, üniversitelerimizde niteliğe odaklanmak lazım.  Kastamonu Üniversitesi’nde 800 yakın akademisyenimiz var, bu sayı; bir il ve onun üniversitesi için sayıca çok iyi bir insan kaynağıdır. Üniversitemize, 3 yıl önce ‘Ormancılık ve Tabiat Turizmi’ alanında ‘İhtisas Üniversitesi’ yetkisi verildi. Bu alanlarda, bölgesi için önemli projeler üretebilecek kapasiteye sahiptir. Bu kapasitenin %100 verimle harekete geçirilmesi için; eğitim, araştırma ve üniversite-sanayi, üniversite-toplum, üniversite-kamu işbirliği ile ilgili çalışmaların yeterli düzeye ulaşması/ulaştırılması için yeni stratejiler geliştirilmesi lazım ve eğitim-öğretim ve araştırmalarda da niteliği artırma noktasında da daha yapmamız gereken çok iş olduğuna inanıyorum.

Bir önceki yazımda da ifade etmiştim. Şu an Ülkemizde ve şehrimizde AR-GE harcamaları artmakla birlikte, üniversite sanayi işbirlikleri yeterince gelişmemiştir. Kastamonu’da sahip olduğu önemli ormancılık ve turizm potansiyeline rağmen bu alandaki potansiyel ekonomik bir değere yeterince dönüştürülmemiştir.

Kastamonu ilinde bulunan Küre ve Ilgaz dağları Türkiye'nin önemli endemik bitki alanları arasında yer almaktadır. Bitki çeşitliliği açısında çok zengin bir bölgedir. Sağlık Bakanlığı, son zamanlarda ilaç sektörü ve yatırımcıların geleneksel bitkilerden tıbbi ürünler üretmeleri konusunda firmalara kolaylık sağlamaktadır. Endemik bitki türlerinden üretilen birçok ürün de alternatif tıbbi ürünler kapsamına alınmıştır ve bu konudaki araştırmalar teşvik edilmektedir ve Ekim 2018 tarihine kadar 26 ürüne ruhsat verilmiştir. Bu ürünler açısından zengin olan Kastamonu ormanları ve bitki örtüsündeki bu tür çeşitliliğin değerlendirilmesine yönelik çalışmalar yeterli düzeyde değildir.

Devletimizin ve halkımızın, yükseköğretim kurumlarımızdan beklentileri çok fazladır. Üniversitelerimiz sadece devletimizin üniversiteye tahsis ettiği kaynaklara bağlı kalmamalıdır. Üniversitelerimizin, döner sermaye kanalından elde ettikleri gelirlerini artırmaları için verimli çalışmalar yapmaları önemlidir. Üniversitelerimizin, kendi ihtiyaçlarını kendisi karşılayan kurumlar haline gelmesi, bu gelirlerle üniversitelerin çeşitli altyapı sorunları, eğitim-öğretimde ve araştırma birimlerindeki ihtiyaçlar için kullanılması sağlanmalıdır.

BAZI ÖNERİLER

1-      İlimizde, yıllar sonra Tıp Fakültesinin Kastamonu Üniversitesi bünyesinde faaliyete geçmiş olması önemli bir gelişmedir. Bu kapsamda yıllardır inşaatı bitirilemeyen tıp fakültesinin derslik, idari ve laboratuvar binalarının bir an önce bitirilip faaliyet geçirilmesi gerekmektedir. Devletimiz bu tür yatırımlar için önemli bütçeler sağlamaktadır. Milli Eğitim Bakanlığımızın, bir-bir buçuk senede, ilimizde 20’ye yakın modern okul binalarının inşaatını bitirip eğitim-öğretimin hizmetine sunması bunun en güzel örneklerini teşkil etmektedir. Ayrıca, tıp fakültesindeki akademik kadronun hem nitelik hem de nicelik olarak artırılarak, uzmanlık eğitimi verebilecek anabilim dalı sayısının artırılması önümüzdeki dönemlerin en önemli hedeflerinden birisi olmalıdır.

2-      Türkiye’de orman ürünleri ile ilgili belirleyici bir ‘Türk Malı İmajı’nı geliştirmek, sanayi sektöründeki firmalarda kalite güvence sistemlerinin hayat geçirilmesi, girdilerin ve ürünlerin belgelendirilmesi, sektörde kurumsallaşma ve etkinliğinin artırılması noktasında, üniversite sanayi kuruluşlarımıza danışmanlık desteği vermelidir.

3-      Teknopark bünyesinde, endemik bitki türlerinden hareketle, alternatif tıbbi ürünlere yönelik, öğretim elemanlarımızın ve sanayicilerimizin Ar-Ge firmalarını kurmaları ve bu alanda yatırım yapmaları teşvik edilmelidir. Üniversite bünyesinde de, ayrıca “Biyoteknoloji Enstitüsü” ve bu enstitüye bağlı “Endemik Bitkiler ve Alternatif Tıbbi Ürünler Araştırma Merkezi” kurulmalıdır.

4-      2016 Yılında çıkarılan yönetmelikle, Türkiye’de üretimi yasal hale getirilen ve endüstrinin birçok alanında kullanılan, ülkemiz ekonomisine çok önemli katkıları olması beklenen kenevir tohumunu yetiştirebilecek 19 İl kapsamına Kastamonu da alınmıştır. Üniversitemiz bünyesinde, kenevir tohumu ilgili çalışmalara bilimsel anlamda destek verecek ve Biyoteknoloji Enstitüsü”ne bağlı “Kenevir Araştırma Merkezi”nin kurulmasını da bir ihtiyaç olarak görüyorum.

5-      Kastamonu Üniversitesin İhtisas Üniversitesi olması, ihtisas alanları ile ilgili bir enstitünün açılmasını gerekli kılmıştır. Bu amaçla, ‘Ormancılık/Doğa ve Kültür Turizmi Araştırma Enstitüsü’ kurulmalı ve araştırmalara başlamalıdır. Bu enstitüde ilgili alanlarla ilgili öğretim üyeleri Araştırmacı Öğretim üyesi olarak görev yapmalı, bu araştırmacılar tarafından, Çevre, Şehircilik ve Orman Bakanlığı, Turizm Bakanlığının ilgili enstitü ve birimleri ile işbirliği halinde bölgesel çapta araştırma faaliyetleri yürütülmelidir.

6-      Tabiat turizmi alanında, Pınarbaşı ilçesindeki kanyon, mağara, şelale vb tabiat zenginliklerimizin turizmin hizmetine kazandırılması noktasında, Kültür ve Turizm Bakanlığımız, valiliğimiz, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğümüz takdire şayan projelere ve çalışmalar imza atmışlardır. Eylül ayında bu bölgeye yaptığım bir ziyaret neticesinde bu doğal zenginliklerden ve devletimizin ilgili organlarının yaptığı çalışmalardan çok etkilendim. Kovid19 salgın hastalığının ortadan kalmasıyla birlikte, önümüzdeki yıllarda, Safranbolu vb turistik bölgelere gelen yerli ve yabancı turistin bu bölgeye yönlendirecek etkili tanıtım çalışmalarının yapılması halinde bu bölgenin önemli bir turizm merkezi olacağını düşünüyorum. Kanaatime göre, Kastamonu’da var olan bu tür doğal zenginliklerimiz ile ilgili başka çalışmaların yapılması noktasında üniversitemizin projeler geliştirerek akademik destek vermesi, ulusal ve uluslararası düzeyde organizasyonlarla bu zenginliklerimizin tanıtılmasına katkı vermesi halinde çok önemli kazanımlarımız olabilir.

7-      Kastamonu’da kurulu KOBİ’lerin KOSGEB, KUZKA, TÜBİTAK vb kuruluşlarımıza yaptığı proje başvuruları ve aldığı destek miktarları çok düşük düzeyde kalmıştır. Bu projelerin sayısını ve adı geçen kurumlardan alınan destek miktarlarını artırmak için sanayi ve ticaret kuruluşları ile işbirliği yapılacak ve Teknoloji Transfer Ofisi ve ilgili Araştırma Merkezlerinin, bu kuruluşlara her türlü danışmanlık ve uygulama desteğini vermek için daha verimli çalışmalar yapmaları sağlanmalıdır. Bu işbirliği neticesinde kuruluş çalışanlarının lisansüstü eğitim almaları da için teşvik edilmelidir. T.C Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürürlüğe sokulan yönetmelik kapsamında olan ve sanayimizin önemli bir kısmını oluşturan KOBİ’lerimizin Ar-Ge ve İnovasyon kültürü kazanmaları ve sorunlarını üniversitede üretilen bilgi birikimini kullanarak işbirliği içinde çözme alışkanlığı edinmelerini amaçlayan bir destek mekanizması olan Sanayi Tezleri (SAN-TEZ) programının daha etkili ve verimli bir şekilde uygulanmasına yönelik çalışmalar daha etkili ve sonuç verici bir şekilde gerçekleştirilmelidir.

8-      Yıllarca, araştırmacılarımızın on binlerce liralık üniversite BAP proje ve yüzbinlerce-milyonlarca liralık TÜBİTAK proje destekleri sonucu yaptıkları araştırmalar sonucu üretilen ve ekonomik değere dönüştürülebilecek ve sır olarak değerlendirmemiz gereken bilgiyi süzgeçten geçirmeyerek yurt dışı dergilerde yayınlattık. Teknolojide ileri düzeyde olan ABD, Almanya, Rusya, Çin, Japonya vb ülkelerde bedavaya bulduğu bu bilgileri süzgeçten geçirerek ve bunun teknolojisini üretip bize satmıştır. Onlarca yıl bu ülkelerin, bizi adeta bilimsel anlamda sömürmelerine izin verdik. Üniversitelerimizde üretilen ve ekonomik değere dönüştürme potansiyeli olan bilimsel bilgilerin, üniversitelerimizin araştırma laboratuvarlarında ve teknopark vb birimlerinde patentleştirilmesi ve bu bilginin endüstriyel açıdan ekonomik bir değere dönüştürülmesi noktasında bilim adamlarımız teşvik edilmelidir.

Prof. Dr. Zekeriya YERLİKAYA

Kastamonu Üniversitesi