info @ kastamonuilkhaber.com

  Uzunca bir yaz dönemiyle ara verdiğim köşe yazılarıma kaldığımız yerden devam etmek isterim.

Hoş kaç kişi okur, kaç kişi merak eder, yazılarımızda ifade etmeğe çalıştığımız, aslında olmasını arzu ettiğimiz şeylerin bütününü anlatmaya yönelik kırık-dökük cümlelerimizle tahayyüllerimizdeki Kastamonuyu sergilemeye çalıştığımız yazıları kimler anlamlı bulur bilmem!

Bu yazımda, bundan iki yıl kadar önce İstanbul'da kurup sürdürdüğü işini doğup büyüdüğü ve dönemin zorluklarına direnemeyip 20-25 yıl önce göç edip gittiği baba ocağının İl merkezi Kastamonu'ya taşıyıp, benim memleketime katkım olsun, benim insanımla çalışayım- iş yapayım düşüncesiyle öz yurduna geri dönen bir arkadaşımın, memleketinde tutunamayıp 1-5 yılın sonunda yeniden İstanbul'a dönerken geride bıraktıklarına yönelik veda cümlelerini tamamen kendi orjinaliyle, kendi ağzından siz değerli okuyucularıma arz edeceğim...

Geliniz kulak verelim!

Yazım hatalarına, kurduğu cümlelerde haklı- haksız olduğuna değil de,
aslında Kastamonu'yu görmek istediği yere bakalım.
Yaşanan hayal kırıklığının gerekçelerini irdeleyelim.

Hoşçakal Kastamonu!
(Yüzüme gülüpte arkamdan dedikodu yapan komşularım, sizde hoşçakalın. Giydiğim esofman, şort ve sıfır kollu tişörtümü eleştiren, fakat kendilerinin giydiği takım elbisenin ütüsüz ve ceketinin yakaları pislikten simsiyah olan, hayvan pazarına takım elbiseyle giden değerli hemşehrilerim sizde hoşçakalın. Site bahçesinde ettiğim kahvaltıyı eleştiren, insanın suratına bön bön bakan. Kendilerinin mangal yakıp çöplerini ormana atan, kamelyaları yemekten sonra öğlece bırakıp giden, temiz komşularım sizde hoşçakalın. Defalarca aramama rağmen değerli belediye personelinin sitemizin üstündeki ormanın çöpleri hakkında şikayet etmeme rağmen, ilgilenmeyip. Topu orman il müdürlüğüne atan. Orman İl müdürlüğünün de belediye sınırları içinde olduğununu söyleyip temizlemeyen. Topu birbirine atan kuruluşlar sizde hoşçakalın. Trafikte sinyal vermeyen, aynayı hiç kullanmayan, iki Şeritin ortasındaki çizgiden giden, sağ şeritten sol şerit geçerken sinyal vermeme rağmen yol vermeyen üstelik birde kızan değerli sürücüler siz de hoşçakalın. Burası evliyalar şehri değip içki içip sağa sola saldırıp trafiği birbirine katan, doğan arabayla hava atan trafik magandaları sizde hoşçakalın. Kapımı üç yılda üç defa açmayan değerli akrabalarım. Sizde hoşçakalın. Çekememezlik, dedikodu, fesatlık, kıskançlıkta zirve yapmış hemşehrilerim sizde hoşçakalın...

Gönlü insan sevgisiyle dolu bana değerli olduğumu hissettiren güzel dostlarım.   Onlar kendini biliyor sizde hoşçakalın. Kendi fikrinin doğru olduğunu düşünüp baskasının fikrine saygı duymayan, yasantısına saygı duymayan, eleştirenler. sizde hoşçakalın. Menfeatçi kişiler sizde hoşçakalın. Aslında çoktan ölmüş içi geçmiş.,yaşadığını sanan, benim hayat enerjimi eleştiren, insancıklar sizde hoşçakalın. Umarım hayata ayak uydurup, çuvaldızı birazda kendine batırırsınız... Zor ama hoşçakalınn.)

Okurlarıma saygılarımla.