Yazı Detayı
10 Kasım 2018 - Cumartesi 14:25
 
KALKINMA MODELİ VE EĞİTİM SİSTEMİ
Zafer SÖYLEMEZ
zafersoylemez@hotmail.com
 
 


          Eğitim sitemini sizce kim(ler) ya da ne(ler) belirler?  Hiç düşündünüz mü?  Bir ülkenin eğitim siteminin nasıl şekillendiğini kimlerin bu eğitim sisteminde söz sahibi olduğunu? Gelin hep birlikte bir göz atalım.


          Bir ülkenin eğitim sistemini eğitim bakanlığı belirliyor hele hele Türkiye’nin eğitim sitemini Milli Eğitim Bakanlığı belirliyor diye düşünüyorsanız baştan söylüyorum yanılıyorsunuz!  Ülkeler kendi tarihi, çalışma ve üretim modeli, ideolojik düşünce durumu, devletin resmi görüşü çerçevesinde bir eğitim politikası belirleyebilir. Yalnız bunun mümkün olması için bütün üretim imkan ve kabiliyetlerinin devletin kontrolünde olması gerekir. Peki bizde durum nasıl? Bizim ülkemiz özelinde eğitim sistemi ve kalkınma modeli arasında nasıl bir ilişki vardır?


          Önce ülkemizdeki kalkınma modeline bir bakalım. Türkiye özellikle Özal’lı yıllarda  ucuz iş gücüne dayalı ambalaj ve montaj sanayisi ile kalkınmayı kendine bir rota olarak aldı yada aldırıldı! Aslında Özal geleceği görmüş 21. Yüzyılın bilgi ve teknoloji çağı olacağını söylemiş  ve ona göre eğitim dizayn etmek istemiştir. Lakin arzu ettiği eğitim modelini tam olarak hayata geçirememiştir. Bunun farklı sebepleri olduğu mutlaktır. Sebeplerden biri milli eğitim sitemini devletin ideoljik aygıtı olarak gören oligarşik bürokrasi önceliği ideolojik  bir eğitim olmasını istiyor ve bunu her fırsatta dile getiriyor ve sisteme müdahale ediyordu.  İthal ikame ekonomik politikalarda  itaatkar bir emek gücüne ihtiyaç duymaya başladı. Siyasi iktidarların çağın gereksinimlerine uygun eğitim modeli arayışları ve reformları da tek başına bir işe yaramadığı gibi eğitim siteminin içinden çıkılması güç bir duruma evrilmesine neden oldu. Teknoloji 4.0 ın hayata geçtiği günümüzde mevcut eğitim siteminin yine çağın gerisinde kalması muhtemel görünüyor. Yazılımın konuşulduğu, yapay zekanın konuşulduğu, sermayenin yapay krizlerle el değiştirdiği bu ortamda milli eğitimin geleceği endişe verici bir durum olmasına karşılık tamda böyle ortamlarda büyük refomlarla çağı yakalamak mümkün olmuştur.


          Günümüz şartlarına uygun bir eğitim sistemi ancak kalkınma modeli ve eğitim siteminin birlikte paralel olarak ele alınması ile aşılabilecektir. Siyasi karar alıcıların sadece eğitim politikalarını revize etmekle bir yere varılamayacağını kalkınma modeli ile beraber büyük bir reformun gerektiğini bilmediklerine imkan yok. Bunu bilmek yetmiyor maalesef harekete geçmek ve uygulamaları bir an önce hayata geçirmek gerekir.


          Osmalı imparatorluğuda bunu fark etmiş fakat sanayi devrimini kaçırdığı için devrimi gerçekleştirenlerin taşeron iş güçü olmak zorunda kalmıştır. Devamı olan Türkiye Cumhuriyeti içinde tablo farklı değildir. Harika bir eğitim sitemimiz olduğunu düşünelim şu an için . Mezun olan herkes çok donanımlı 2 yabancı dil biliyor. Dünyadaki meslekteşlarını ceplerinden çıkarıyorlar ve hayatın bütün alanı ile ilgili entelektüel fikirler üretiyorlar olsalar nasıl olurdu?  Harika dediğinizi duyabiliyorum ama maalesef  ne olurdu onlar kendi imkan ve kabiliyetlerine uygun bir iş ve ücret elde edemeyecekleri için muhtemelen beyin göçü olurlardı. 
Milli eğitim siteminin durumu belli;  sınav sonuçları uluslarası arenada,  ulusal sınavlarda çocukların aldıkları puanlar ortada. Sanki gizli bir el eğitim siteminden çıkan bireylerin sorgulmasını, araştırmasını istememekte ucuz iş gücü olmalarını sağlamak için eğitim siteminin hep bu kısır döngüde kalmasını sağlıyor.  


          Çıkış yolu hem ekonomik kalkınma modelini hem de eğitim sitemini birlikte ele almakta yatıyor. Uzun vadeli zor bir süreç olmasına rağmen gelecek kuşakların ve işletmelerimizin rekabet gücünü artırmak istiyorsak bunu yapmaya mecburuz.
Milli eğitimin daha güzel olduğu bir Türkiye hayal değil.


Saygılarımla


Zafer SÖYLEMEZ

 

 

 
Etiketler: KALKINMA, MODELİ, VE, EĞİTİM, SİSTEMİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı